<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>TAKI TASARIMCILAR PORTALI &#187; RÖPORTAJ</title>
	<atom:link href="http://www.takitasarimcilar.gen.tr/index.php/category/roportajlar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.takitasarimcilar.gen.tr</link>
	<description>Takı Tasarımcılar Buluşması - Bir başka Takı Tasarımcılar Portal yayını</description>
	<lastBuildDate>Sun, 29 Jan 2012 21:15:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>LOKMAN KURŞUNLU</title>
		<link>http://www.takitasarimcilar.gen.tr/lokman-kursunlu-3/</link>
		<comments>http://www.takitasarimcilar.gen.tr/lokman-kursunlu-3/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 26 Jul 2010 22:39:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[RÖPORTAJ]]></category>
		<category><![CDATA[LOKMAN KURŞUNLU]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://takitasarimcilar.gen.tr/?p=612</guid>
		<description><![CDATA[<p><img width="120" height="120" src="http://www.takitasarimcilar.gen.tr/wp-content/uploads/2010/07/LKRS_.jpg" class="attachment-medium wp-post-image" alt="LKRS_" title="LKRS_" /></p>Takı Tasarımcılar Portalına ait özel röportajdır.  İzinsiz yayınlanamaz. Alev Sanatı önermesini dilimize yerleştiren sayın Lokman Kurşunlu&#8217;ya, aylar öncesinden planladığımız röportajına yer vereceğiz. Sayın Kurşunlu&#8217;ya, bizi kırmadığı ve yoğun çalışmaları arasında bize zaman ayırarak, sorularımızı cevapladığı için teşekkür ederiz. Sizce insanlar neden takı kullanırlar? Takı kullanımı İnsanlık tarihi kadar eskilere gidiyor. Her yeni dönem yeni nedenler doğuruyor [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img width="120" height="120" src="http://www.takitasarimcilar.gen.tr/wp-content/uploads/2010/07/LKRS_.jpg" class="attachment-medium wp-post-image" alt="LKRS_" title="LKRS_" /></p><p><a href="http://takitasarimcilar.gen.tr/wp-content/uploads/2010/07/LKRS_.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-623" style="margin-right: 10px;" title="Lokman Kurşunlu" src="http://takitasarimcilar.gen.tr/wp-content/uploads/2010/07/LKRS_.jpg" alt="" width="120" height="120" /></a><em><span style="color: #ff0000;">Takı Tasarımcılar Portalına ait özel röportajdır.  İzinsiz yayınlanamaz.</span></em><br />
Alev Sanatı önermesini dilimize yerleştiren sayın Lokman Kurşunlu&#8217;ya, aylar öncesinden planladığımız röportajına yer vereceğiz. Sayın Kurşunlu&#8217;ya, bizi kırmadığı ve yoğun çalışmaları arasında bize zaman ayırarak, sorularımızı cevapladığı için teşekkür ederiz.<br />
<span id="more-612"></span><br />
<strong>Sizce insanlar neden takı kullanırlar?</strong><br />
Takı kullanımı İnsanlık tarihi kadar eskilere gidiyor. Her yeni dönem yeni nedenler doğuruyor ancak eskiler etkinliğini yitirmiyor.</p>
<p>Takının, tarihin hiçbir döneminde fiziki bir ihtiyacı gidermediği insanlığın soyut anlamlar yüklediği bir gerçek, bu yüzdendir ki koruyucu tılsımlar hala nedenlerimiz arasında önceliğini koruyor.</p>
<p>Globalleşmenin tüm insanları benzeştirdiği günümüzde, bireyin yalnızlığı ve sessizleşmesi paradoksu, kentli kabile felsefi trendi ile farklılığımızın haykırılması, karıştırılmama, konumlanma ihtiyacımızı tasarımcının elinden çıkan bir takı giderebiliyor.</p>
<p>Esprili bir yaklaşımla takıların ifade özgürlüğü hep vardı diyebiliriz.</p>
<p><strong>Takı mı, kullanıcısına güzellik katar, yoksa güzel olan mı takıyı daha gösterişli kılar?</strong></p>
<p>Bence Yumurta tavuktan çıkar, yumurtadan ancak civciv çıkar.</p>
<p>Takı kullanıcısına bir şeyler katmalıdır. Artı estetik, mutlaka.</p>
<p><strong>Alev sanatına nasıl merak sardınız? Aldığınız eğitimlerde size katkısı olan ustaları burada kısaca anmak ister misiniz?</strong></p>
<p>Ben İTÜ Elektrik Mühendisliği bölümü mezunuyum. Okul döneminde ilgimi çeken şey cam değil, takı idi. Hatta okuldaki pek çok bayan benim yaptığım takıları takardı. Yani zaten tasarımla bir şekilde ilgiliydim …</p>
<p>Sonra bir dönem mühendislik yaptım. Bu beni bunaltan bir dönem oldu.</p>
<p>Cam ocağı vakfı açıldığında okulun ilk talebelerindendim. Hatta inşaat aşamasında iken ne zaman açılacak diye sabırsızlanıyorduk. .</p>
<p>Hocamız Helga Seimel adında bir Alman sanatçıydı, eğitimden sonra ilk atölyemizi kurduk. Biraz zorlandık çünkü önümüzde bir örnek yoktu. Ne yapacağımızı bilmiyorduk. Fakat sıcak camla çalışmak çok keyifli. . .</p>
<p><strong>Sizin alev sanatına katkılarınız ve yetiştirdiğiniz yeni sanatçılar, sizin istediğiniz yeterlikte mi?</strong></p>
<p>Alev sanatına çeşitli katkılarımız oldu . Atölye Kurshuni de yetişmiş son derece iyi işler çıkaran pek çok arkadaşımız var. Geçmiş yıllarda 1150 kişiye kurs verdik, misyonumuzu tamamladık.</p>
<p>Bu sanata kattığımız pek çok yeni teknik ve yaklaşımlar oldu. Bu sebeple yurtdışında da yakından takip ediliyoruz.</p>
<p>Yaptığımız işe flameworking mi ? lampworking mi ? demeliyiz tartışması</p>
<p>Amerikalı sanatçılar arasında devam ederken “ alev sanatı” önermesi (ki bana aittir. ) dilimizde kabul gördü, bu da beni çok mutlu ediyor.</p>
<p><strong>Ortaya bir ürün çıkarmak. . Bu nasıl bir etki yaratıyor? Sema ayini gibi tanımlıyorsunuz, cama şekil vermeyi. . . Bunu açabilir miyiz?</strong></p>
<p>İlk kobalt mavisi küre boncuğu yaptığımda çok etkilenmiştim, evrende eriyen ve dönen her şey küre olmak ister boncuk eridikçe kor rengini alır, soğudukça dünya gibi mavileşir. önce kabuk soğur, içi yine kor kalır. Hızlı soğursa deprem benzeri çatlamalar olur. Döndükçe şeklini korur. Tarihimizde Beykoz lu mevlevi Mehmet Dede Efendi Murano adasına gider , orada cam üfleme tekniği ile Çeşmi bülbül yapmayı öğrenir. Gelir Çubuklu civarındaki atölyesinde üretmeye başlar. O dönem İtalya sında Çeşmi bülbüller modadır. Cam üfleme bir metal pipo ile yapılır . Ben bu aleti hep Neye benzetmişimdir.</p>
<p><strong>Cam ile ilgilenmek ve bu sanatı icra etmek, ilk başlarda çevrenizde nasıl karşılandı?</strong></p>
<p>Kesinlikle söyleyebilirim ki iyi karşılanmadı.</p>
<p><strong>Tasarımlarınızı üretirken nelerden esinleniyorsunuz? Bir ilham periniz var mı?</strong>Tasarımlarımın ana teması, doğal formların bir araya gelip bütünü oluşturacağı kişisel tılsımlar olarak özetlenebilir.</p>
<p>Esin kaynağımız kavramlardır. İlham perimiz yoktur.</p>
<p><strong>Kurshuni tamamıyla orjinal parçalardan oluşuyor. Konseptinizden söz eder misiniz?</strong>Evet, bunu iki parçaya ayırabiliriz. Bir; daha bir tüketime yönelik olan çalışmalar. Bunlar bir koleksiyon şeklinde mağazamızda ve yurtdışında satılıyor. İkincisi ise özel parçalardan oluşan koleksiyonlarımız.</p>
<p><strong>Tasarımcılık bir kabiliyet olduğu gibi, bazen ilham gelmesini bekler misiniz?</strong>Tasarımcının algılarının açık olması gerekir. İlham benim için bir erkek adıdır.</p>
<p><strong>Esinlendiğiniz bir akım veya sanatçı var mı?</strong>Esinlendiğimiz bir akım yada sanatçı yok, beğendiğimiz / takdir ettiğimiz sanatçılar, tasarımcılar var. Bazı mimarlar, moda tasarımcıları, Mücevher tasarımcıları, endüstri tasarımcıları hayranlık uyandırıcı işler yapıyor, keyifle izliyoruz.</p>
<p>Yaşadığım şehre hayranım, İstanbullu olmak beni mutlu ediyor. Yaptığım işlerin de İstanbullu olarak tanınmasını arzuluyorum. Köklü İstanbul kuyumculuğu ile Cam sanatını bir potada eritme çabalarım devam ediyor. Geleneksel sanatlarımızı son derece zarif buluyorum.</p>
<p><strong>Eserlerinizin taklit edildiğini hiç gördünüz mü veya kopyalarına rastladınız mı?</strong>Evet, ancak yapabileceğimiz bir şey yok. Umursamamayı tercih ediyoruz. İyimser bir yaklaşımla değişim ve gelişim adına motive ediyor diyelim.</p>
<p><strong>İstanbul, Ankara ve Bodrum&#8217;dan başka bir de Avustralya&#8217;da şubeniz var. Neden Avustralya ve başka ülkelerde de düşünüyor musunuz?</strong></p>
<p>Avustralya yı biz seçmedik partnerlerimiz bizi seçti. Hedefimiz Londra ancak biraz zamana ihtiyacımız var.</p>
<p><strong>Geçen günlerde Avustralya&#8217;da katıldığınız etkinliklerde Kurshuni&#8217;ye ilgi nasıldı?</strong>MECC &amp; The Melbourne Showgrounds Avustralya da katıldığımız dördüncü etkinlik idi.</p>
<p>Beşinci etkinliğimiz bugünlerde devam ediyor . 15-18 Eylül arası Reed Gift Fairs &#8211; Sydney September 2007 fuarındayız.</p>
<p><strong>Takı Tasarımcılarının bir dernek çatısı altında toplanması fikrini nasıl değerlendirirsiniz?</strong></p>
<p>İyi değerlendirmem, tasarımcılar kanarya değil ki . Kelaynak kuşları misali zaten sayıları çok az. 1991 yılında CADUS Bilgisayar Destekli Tasarım (CAD) Kullanıcıları Derneği nin kurulması için çabaladım, kurduk . Beni sadece yorduğunu hatırlıyorum. Kapattık.</p>
<p><strong>Bize tasarımlarını en çok beğendiğiniz bir yabancı, bir de yerli tasarımcı adı verebilir misiniz?</strong>Roberto Cavalli, Gürhan Orhan</p>
<p><strong>Ziyaretçilerimizin Tasarımlarınızı izleyebilecekleri web adreslerini ve mağazaların isimlerini verebilir misiniz?</strong>Yeni tasarımlarımızı 2004 den bu yana web sitemizde güncellemiyoruz. Adreslerimiz aşağıdadır.</p>
<p><strong>KURSHUNI ŞAŞKINBAKKAL</strong></p>
<p>BAGDAT CADDESİ KAZIM KULAN ÇARŞISI No:55</p>
<p>KADIKÖY İSTANBUL TEL: 0216 385 66 53</p>
<p><strong>KURSHUNI ACIBADEM</strong></p>
<p>TEPE NAUTILUS AVM CENTER KAT :1</p>
<p>KADIKÖY İSTANBUL TEL: 0216 545 66 14</p>
<p><strong>KURSHUNI ANKARA</strong></p>
<p>TUNALI HİLMİ CADDESİ KUĞULU PASAJI 17/21</p>
<p>KAVAKLIDERE- ANKARA TEL:0312 467 01 04</p>
<p><strong>KURSHUNI BODRUM</strong></p>
<p>OASİS AVM CENTER NO:87</p>
<p>BODRUM-MUĞLA TEL:0252 317 22 29</p>
<p><strong>KURSHUNI AUSTRALIA</strong></p>
<p>KENNINGTON OVAL ST. AUBURN N. S. W</p>
<p>SYDNEY-AUSTRALIA TEL: 410 934 101</p>
<p><strong>Takı Tasarımcılar Portalı hakkındaki düşüncelerinizi dobra dobra söyler misiniz?</strong></p>
<p>Çok başarılı olduğunuzu düşünüyor sizi çabanızdan ötürü tebrik ediyorum.</p>
<p>Saygılar, <strong></strong></p>
<p>Lokman Kurşunlu</p>
<p>Bizde sayın Lokman Kurşunlu&#8217;ya teşekkür ediyor ve başarılarının devamını diliyoruz..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.takitasarimcilar.gen.tr/lokman-kursunlu-3/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>PINAR HAKİM</title>
		<link>http://www.takitasarimcilar.gen.tr/pinar-hakim-2/</link>
		<comments>http://www.takitasarimcilar.gen.tr/pinar-hakim-2/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 26 Jul 2010 22:35:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[RÖPORTAJ]]></category>
		<category><![CDATA[Pınar HAKİM]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://takitasarimcilar.gen.tr/?p=617</guid>
		<description><![CDATA[<p><img width="262" height="300" src="http://www.takitasarimcilar.gen.tr/wp-content/uploads/2010/07/pinar-262x300.jpg" class="attachment-medium wp-post-image" alt="pinar" title="pinar" /></p>Takı Tasarımcılar Portalına ait özel röportajdır. İzinsiz yayınlanamaz. Portalımız üyeleri arasında yer alan ünlü tasarımcıları sizlere tanıtmak amacı ile yaptığımız mail röportajlarımız devam ediyor. Bu defa sorularımızı sizin için, Beadingtimes&#8217;ın Nisan ayı sanatçısı seçilen Sayın Pınar Hakim&#8217;e yöneltiyoruz ve bize bu imkanı verdiği için kendisine teşekkür ediyoruz&#8230; Sizce insanlar neden takı kullanırlar? Takı, tarihler boyunca insanların [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img width="262" height="300" src="http://www.takitasarimcilar.gen.tr/wp-content/uploads/2010/07/pinar-262x300.jpg" class="attachment-medium wp-post-image" alt="pinar" title="pinar" /></p><p><a href="http://takitasarimcilar.gen.tr/wp-content/uploads/2010/07/pinar.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-619" title="Pınar Hakim" src="http://takitasarimcilar.gen.tr/wp-content/uploads/2010/07/pinar-150x150.jpg" alt="" width="122" height="122" /></a><em><span style="color: #ff0000;">Takı Tasarımcılar Portalına ait özel röportajdır. İzinsiz yayınlanamaz.</span></em><br />
Portalımız üyeleri arasında yer alan ünlü tasarımcıları sizlere tanıtmak amacı ile yaptığımız mail röportajlarımız devam ediyor.<br />
Bu defa sorularımızı sizin için, Beadingtimes&#8217;ın Nisan ayı sanatçısı seçilen Sayın Pınar Hakim&#8217;e yöneltiyoruz ve bize bu imkanı verdiği için kendisine teşekkür ediyoruz&#8230;<br />
<span id="more-617"></span><br />
<strong>Sizce insanlar neden takı kullanırlar? </strong><br />
Takı, tarihler boyunca insanların statü göstergesi olmuştur. Kadınlar güzelliklerini, erkekler ise güçlerini takılarıyla bütünlemişlerdir. Tarihte de günümüzde de etkileyici, güçlü görünme isteği takı taşımanın temelini oluşturmuştur.</p>
<p><strong>Takı mı, kullanıcısına güzellik katar, yoksa güzel olan mı takıyı daha gösterişli kılar? </strong></p>
<p>Bir takının tasarımı, tasarımında kullanılan malzemeler, kullanıcısının sosyal konumunu, düşünce tarzını, kısacası hayat tarzını, hayata bakış açısını simgeler, bunun la beraber kullanıcısına da güzellik katar.</p>
<p><strong>Aldığınız eğitimlerde size katkısı olan ustaları burada kısaca anmak ister misiniz? </strong></p>
<p>Öncelikle bana bu eğitimi almama olanak sağlayan, bu konuda ufkumu açan cam ocağı kurucularına çok teşekkür ediyorum (www.camocagi.org) Gerek cam ocağında aldığım, gerek yurtdişinda Workshoplarına katıldığım tüm ustalardan öğrendiğim teknikler kendi stilimi yaratmam açısından çok faydalı oldu.</p>
<p>Kristina Logan ile noktalama tekniklerini (www.kristinalogan.com) corrina tettinger ile fosil tekniğini (www.corinabeads.com)</p>
<p>luccio bubacco ile torso yapımı ve lampworking tekniğini (ateşle çalişma, mandrelsiz figürin yapma tekniği) (www.luciobubacco.com) Tom Holland ile spider bead i, Diego Bottacin ile cam yüzük yapmayı, Tom Galbreith ile boro cam ile pandantif yapım tekniklerini öğrendim. Mayıs ayında yine tekniğine hayran olduğum Andrea Guarino nun workshopuna katılmayı heyecanla bekliyorum. (www.andreaguarino. com)</p>
<p><strong>Ortaya bir ürün çıkarmak. . Bu nasıl bir etki yaratıyor? </strong></p>
<p>Cam o kadar gizemli bir madde ki, 1200 derece ısı altında çalışırken her boncuk kor halinde, fırından çıkmadan, tam soğumadan kesin sonucu göremiyorsunuz. bu da sizi heyecanlandırıyor. Benim en keyifli anım fırının kapağını açtığımda içinden çıkanları gördüğüm andır.</p>
<p><strong>Cam ile ilgilenmek ve bu sanatı icra etmek, ilk başlarda çevrenizde nasıl karşılandı? </strong></p>
<p>İlkönce hobi olarak başladığım bu sanat dalı zamanla büyük bir tutku ya dönüştü. Öncelikle ailem ve yakın arkadaşlarım çok destek oldu. Sonrada gözüne, bilgisine, sözüne çok güvendiğim kişiler tarafından da destek görüp takdir edilince daha mutlu oldum ve bu konuda daha da motive oldum. Daha sonrada yurtiçinde(gönül Paksoy un İstanbul da Bead and Beadwork konferansı sırasında gerçekleştirdiği sergisinin ve bu sergi sırasın da yayınladığı koleksiyon dan kreasyon a adlı kitabın da yer almak, yurtdışında da bazı otoritelerin gerek eserlerime kitaplarında yer verecek olmaları (Lois Sherr Dubin, History of the beads ın yazarının çağdaş boncuk sanatçıları üzerine yayına hazırlamakta olduğu yeni eserinde yer alacak olmam, gerekse yabancı web sitelerine konuk olmam (beading times) beni daha farklı bir boyuta taşıdı. Bende gelişen tüm bu güzel olaylar ile sanatıma dörtel ile sarılmaya devam ediyorum, çünkü ben bu işi çok severek yapıyorum.</p>
<p><strong>Sizin çalışmalarınızda ayrı bir çizgi gözleniyor. Bunda aldığınız eğitimin bir ekisi var mı? </strong></p>
<p>Sanat Tarihi ve Arkeoloji eğitimi almış olmam ve araştırmacı bir ruha sahip olmam sanırım beni diğer sanatçılardan farklı kılıyor. Kendi konumda çıkan her yayını, her kitabı takip ediyorum, cam la ilgili her foruma katılıyorum, öğrenmek istediğim herşeyi soruyorum, tekniğini beğendiğim her sanatçıyı yakından takip ediyorum, workshoplarına katılmak için fırsatlar yaratıyorum dolayısı ile kendimi geliştirmek için devamlı uğraşıyorum, çünkü halen öğrenecek çokşey olduğunu düşünüyorum.</p>
<p><strong>Tasarımcılık bir kabiliyet olduğu gibi, bazen ilham gelmesini bekler misiniz? </strong></p>
<p>Benden özellikle birşey yapmam istendiği zaman tamamen bloke oluyorum. Seri veya sipariş tipi istekler tamamen yapıma aykırı. Hemen şalümodan uzaklaşıyorum. Ben yaratırken mutlaka özgür olmalıyım . Çünkü bir şey yapmaya başlarken hiç bir zaman planlamam her şey o anda oluşur, renkler çıkar neredeyse herşey tesadüfi gelişir .</p>
<p><strong>Esinlendiğiniz bir akım veya sanatçı var mı? Bize tasarımlarını en çok beğendiğiniz bir yabancı, bir de yerli tasarımcı adı verebilir misiniz? </strong></p>
<p>Eserlerini, tekniklerini beğendiğim birçok sanatçı var ama Holly Cooper içlerinde en sevdiğim diyebilirim. Boncuklarının tadı ve dokusu beni çok etkiliyor. www.hollycooper.com</p>
<p><strong>Eserlerinizin taklit edildiğini hiç gördünüz mü veya kopyalarına rastladınız mı? </strong></p>
<p>Ben genelde boncuklarımda oldukça sık gümüş, altın ve bakır yaprak kullanıyorum. bu metaller her renkle değişik reaksyona giriyorlar dolayısıyla her boncuk kendine has özelliklerle doğuyor ben bile kendi yaptığım boncuğun değil eşini bir benzerini bile üretemiyorum.</p>
<p><strong>Ziyaretçilerimizin Tasarımlarınızı izleyebilecekleri web adreslerini ve mağazaların isimlerini verebilir misiniz? </strong></p>
<p>Tasarımlarım ve benimle ilgili haber ve gelişmeler, satış noktaları web sitem den takip edilebilir. www.pinarhakim.com</p>
<p><strong>Takı Tasarımcılar Portalı hakkındaki düşüncelerinizi dobra dobra söyler misiniz? </strong></p>
<p>Gördüğüm kadarı ile türkiye deki takı konusunda en kapsamlı, takip edilmesi keyifli, kullanması kolay bir site. Özellikle sanatçıların kendi branşlarına göre kategorize edilmiş olmaları okuyucu için çok büyük bir kolaylık. Cam sanatı avrupa da ve ülkemizde daha çok yeni gelişmeye başladı. Henüz çoğu kişi bu konuya çok yabancı. Boncuk yapıyorum dediğiniz zaman hiçkimse yaptığınızın bir sanat olduğunu algılayamıyor, çünkü ne yaptığınızı anlamıyorlar.</p>
<p>Bizim cam sanatçıları olarak sesimizi duyurabileceğimiz, kendimizi ve sanatımızı tanıtabileceğimiz, tarafsız bir platform olan takı tasarımcılar portalına dahil olduğum için çok mutluyum. Bu portalı kurup, bugünlere taşıdığınız için size çok teşekkür ediyor çalışmalarınızda başarılar diliyorum.</p>
<p>pınar hakim</p>
<p>Pınar hanıma çok teşekkür ediyoruz. Eserlerinin büyüsü içinde bizde kendimizden geçtik. Başarı dileklerimizle&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.takitasarimcilar.gen.tr/pinar-hakim-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>UMMAN DENİZ KORKUT</title>
		<link>http://www.takitasarimcilar.gen.tr/umman-deniz-korkut-2/</link>
		<comments>http://www.takitasarimcilar.gen.tr/umman-deniz-korkut-2/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 26 Jul 2010 22:32:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[RÖPORTAJ]]></category>
		<category><![CDATA[UMMAN DENİZ KORKUT]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://takitasarimcilar.gen.tr/?p=615</guid>
		<description><![CDATA[<p><img width="141" height="143" src="http://www.takitasarimcilar.gen.tr/wp-content/uploads/2010/07/Umman-Korkut.jpg" class="attachment-medium wp-post-image" alt="Umman-Korkut" title="Umman-Korkut" /></p>Takı Tasarımcılar Portalına ait özel röportajdır. İzinsiz yayınlanamaz. Röportajlarımızda bu ay, Takı tasarımcılığı içinde önemli bir yeri olan mine ustalarından Sayın Umman Deniz Korkut ile devam ediyoruz. Bu röportajın mail yolu ile yapılması nedeni ile sanatçının portaldaki resimlerine yer veriyoruz. Sayın Korkut&#8217;a bu röportajda verdiği içten cevaplar için teşekkür ederiz. Sizce insanlar neden takı kullanırlar? Takının [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img width="141" height="143" src="http://www.takitasarimcilar.gen.tr/wp-content/uploads/2010/07/Umman-Korkut.jpg" class="attachment-medium wp-post-image" alt="Umman-Korkut" title="Umman-Korkut" /></p><p><em><span style="color: #ff0000;"><a href="http://takitasarimcilar.gen.tr/wp-content/uploads/2010/07/Umman-Korkut.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-634" style="margin-right: 10px; " title="Umman Deniz Korkut" src="http://takitasarimcilar.gen.tr/wp-content/uploads/2010/07/Umman-Korkut.jpg" alt="" width="122" height="122" /></a>Takı Tasarımcılar Portalına ait özel röportajdır. İzinsiz yayınlanamaz</span>.</em><br />
Röportajlarımızda bu ay, Takı tasarımcılığı içinde önemli bir yeri olan mine ustalarından Sayın Umman Deniz Korkut ile devam ediyoruz. Bu röportajın mail yolu ile yapılması nedeni ile sanatçının portaldaki resimlerine yer veriyoruz. Sayın Korkut&#8217;a bu röportajda verdiği içten cevaplar için teşekkür ederiz.</p>
<p><strong>Sizce insanlar neden takı kullanırlar?</strong><br />
Takının tarihi, günümüze kadar nasıl bir yol kaydederek geldiği vs.. hakkındaki bilgileri yinelemek yerine tamamen kişisel düşüncemi belirtmek istiyorum bu soru için. İnsanlar diğer yarılarını tamamlama içgüdüleri ile takıya yönelirler. Bunun kültürel, estetik, tinsel, tensel tüm duyguları barındıran bir içgüdü olduğunu düşünüyorum.</p>
<p><strong>Takıların biçimlerinde, karşısındakini büyüleyen bir sır gizli midir?</strong><br />
Evet kesinlikle vardır. Her takının ait olduğu bir insan vardır. Siz daha tasarımını yaparken tüm ruhunuzu tüm enerjinizi aktarırsınız çizgilere. Her aşamasında düşünceleriniz aynanın öbür tarafına süzülür gibi süzülür elinizdeki malzemeye. Maddenin her haline şahit olursunuz sessizce. Katıdır, toz haline getirirsiniz. Pişirir sıvı hale getirirsiniz. Soğutur katı hale getirirsiniz. Büyük bir olgunlukla boyun eğer sizin doyumsuz taleplerinize. Bazen eleavuca sığmaz yaramaz bir çocuk gibi inatlaşır sizinle. Gülümsersiniz. Ağlattığı da olur tabi. Yaşamın kıyısından ayrılmanıza hiç izin vermez. Yaratmışsanız canı vardır. Ruhu varsa büyüsü de vardır. Sizi asla terketmez. Ve işte, Takı tezgaha koyulduğu andan itibaren o ruhu arar, bekler. Bazen kavuşurlar. İşte büyü buradadır. O zaman izlemelisiniz onları. Tutanın elinde ısınır, ışıldar. Tutanın ifadesi, enerjisi değişir, tazelenir. Ne keyiftir o! Ama bazen doğru insana gitmez. Sizin yapabileceğiniz birşey yoktur bu konuda. Ne yazık ki.</p>
<p><strong>Takı mı, kullanıcısına güzellik katar, yoksa güzel olan mı takıyı daha gösterişli kılar?</strong><br />
Aslında bu göreceli kavramlara dayalı bir yorum gerektiriyor. Zaten yukarıda bu sorunun yanıtı verdim diye düşünüyorum. İkinci yarınızı bulursanız güzelsinizdir. Güzelseniz ikinci yarınızı bulursunuz. Her anlamda&#8230;</p>
<p><strong>Mine sanatına nasıl merak sardınız? Aldığınız eğitimlerde size katkısı olan ustaları burada kısaca anmak istermisiniz?</strong><br />
Öncelikle şunu söylemeliyim ki: Bu soru belki de bu röportajın uzun uzun cevaplanması gereken tek sorusu. Kısaca söz etmek pek mümkün değil çünkü içinde<br />
Usta kelimesi geçiyor. Mine sanatına nasıl başladım ile başlayayım isterseniz: Metalle bir süre oynadıktan sonra metali renklendirme konusuna merak saldım. Araştırdım. Sonu olmayan çok geniş bir konu. Çok fazla kimyasal ile uğraşmak lazımdı. Sonra soğuk mine ile tanıştım. Gerçekten soğuktu :) Ardından sıcak mine geldi. O zamanlar sıcak mine ve malzemelerini Türkiyeden temin etmek pek mümkün değildi, yada kısıtlıydı diyelim. Yurtdışından binbir zorlukla tüm gerekli malzeme ve mineleri getirttirdim ve yine yabancı kaynaklı kitaplardan edindiğim bilgilerle uygulamaya çalıştım. Birgün internette dolaşırken CamOcağı Vakfı&#8217;nın sitesine ulaştım. Eğitimlerini incelerken Sayın Nuran Somuncuoğlu&#8217;nun eğitim programını farkettim ve hemen kayıt oldum. Temel eğitimimi orada tamamladım ve sertifikamı aldım. O günden beri mineleme sanatı hayatımın en önemli uğraşı ve amacı oldu. Geçen yıl da ileri bir düzey olan mine ile resim yapma tekniği üzerine Sayın Mary Chuduk&#8217;un eğitimine katıldım. Vakıfa adım attığınız andan itibaren büyük bir enerji ve çekim alanı içine giriyorsunuz zaten. Mutlaka gidilmesi, görülmesi gereken bir yer CamOcağı. Çok değerli insanların, büyük fedakarlıklarıyla nefes alıyor. Teşekkür ediyorum hepsine.<br />
Mine Sanatı tek başına varolan, olabilen bir sanat değildir aslında. Bir diğer yarısı metal bilgisi, metali işleme bilgisi, kuyumculuk bilgisi gerektirir. Örnek vermek gerekirse; Bir mineci olarak kaynak yapmayabilirsiniz belki ama kaynağın nasıl hazırlanması gerektiğini, sertliğinin ne olması gerektiğini, alaşımları, alloyları, bunların oranlarını, sade&#8217;nin mineye uygun olup olmadığını, hangi minenin hangi metal üzerinde nasıl tepki vereceğini, mineden önce yapılması gereken kaynakları, mineden sonra yapılması gerekenleri vs&#8230; bilmek zorundasınız. Bu nedenlerden dolayı, iki ustamdan daha söz etmek istiyorum. &#8220;&#8221;Bu tezgahtır, bu da kıltestere&#8230;&#8221;" diyip beni hayatımın en güzel mobilyası, ve en narin dünyasıyla tanıştıran Sayın Yeşim Yüksek&#8217;e ilk ustam olmasından dolayı minnet borçluyum. Gerek kişi olarak, gerekse yaptığımız işlerde yalın ama çiğ olmamak ne demektir bana o öğretti. Ve Umut Demirgüç, açık aleve olan korkumu onunla yendim. Artık kaynak benden korkuyor ustam :) Hepsine teşekkür ediyorum tekrar.</p>
<p><strong>Sizin mine sanatına katkılarınız ve yetiştirdiğiniz yeni sanatçılar, sizin istediğiniz yeterlikte mi?</strong><br />
Ben sıcak minenin tanınması ve sevilmesi için kendi imkanlarım doğrultusunda elimden geleni yaptığıma inanıyorum. Bu çabaların yeterli görülmesi biraz da sahip olduğunuz maddi imkanlarla kısıtlı aslında. Kafanızdaki tüm projeleri gerçekleştiremiyorsunuz. Belki hiçbir zaman gerçekleştiremeyeceksiniz çünkü gücünüz yetmeyebiliyor. Yetenek ve bilgiyi kastetmiyorum burada. Anlıyorsunuz eminim.<br />
Ben yapmak istediklerim kapsamında kendimi bile yeterli bulamıyorum, bulmamam da gerekir açıkçası. Dolayısıyla başkalarının yeterliliği hakkında söz söyleyemem. Ama boynuz kulağı geçer sözüne yürekten inanıyorum. Bu olmalıdır. Bunu bekliyorum. Biraz cesaret, biraz daha çalışmak, biraz taklitten ve yapılmıştan kaçmak, biraz daha zoru seçmek yeterli olacaktır sanıyorum.</p>
<p><strong>Mine Sanatının büyüsüne ne zaman ve nasıl kapıldığınızı bize anlatabilirmisiniz?</strong><br />
Yurtdışından sipariş verdiğim mineleme başlangıç setini gümrükten 5 hafta! sonra çekebildiğim gün şunu düşündüm: &#8220;&#8221;Bu bir misyon. Bu kadar eziyet boşuna olamaz. Bunun bir sebebi var.&#8221;"<br />
Sonra eve gelip fırını kurdum ve ilk basit uygulamamı fırına attım. Fırından parçayı çıkartırken ölüyorum sanmıştım. Ellerim titriyor, hayatımda ilk kez kalp çarpıntısı yaşıyordum. Ölmedim. Muhteşem bir olaya şahit olmuştum ve şimdi onun için yaşıyorum.</p>
<p><strong>Mine ile ilgilenmek ve bu sanatı icra etmek, ilk başlarda çevrenizde nasıl karşılandı?</strong><br />
İlk mineli parçamı fırından çıkartırken eşim de yanımdaydı. 10 yıldır evliyiz ve beni hiç o kadar mutlu ve heyecanlı görmemişti. Destek olmaktan başka birşey yapmış olabilir mi sizce :) Beni seven herkez destek oldu. Sağolsunlar.</p>
<p><strong>Tasarımlarınızı üretirken nelerden esinleniyorsunuz? Bir ilham periniz var mı?</strong><br />
Ben tasarımcı değilim. Mineci tasarım yapmaz genelde. Yani çarşıda bu böyledir. Sade&#8217;yi size getirirler, siz minesini yaparsınız. Ama tabi ki kafamda uçuşan kendime ait projeler var. Bunları yakın bir zaman içinde kendi alanlarında önemli başarılar elde etmiş, değerli ustalar ile birlikte hayata geçirmeyi planlıyorum. Mesela, sitemdeki tüm işler kendi tasarımımdır. A sından Z sine kadar bana aittir diyebilirim. Bir ürün hariç. Onun kaynaklarını ilk ustam yapmıştı.<br />
İlham perim yok. Birikimlerim yönlendiriyor. Manevi, maddi, kültürel, sosyal ve diğer tüm alanlardaki etkileşimler düşüncelerimden duygularıma yansıyabiliyor. Buna peri demek bence yanlış. Çünkü masum, kanatlı ve pembe değiller aslında :)<br />
Sanatçının sanatıçı olması veya bir tarzı olması için çok uzun yıllar geçmesi gerekir. Ben hala teknikleri doğru uygulayabilmekle uğraşıyorum, perilerle değil yani :)</p>
<p><strong>Tasarımcılık bir kabiliyet olduğu gibi, bazen ilham gelmesini beklermisiniz?</strong><br />
Bu sorunun yanıtını yukarıda verdim sanırım. Ama evet, bazen gerçekten hiçbir şey çıkartamazsınız. Saatler, günler geçer ama kağıt bomboştur. Ben beklemem. Yani birini yada birşeyi beklemem. Vakit kaybetmem. Kalkar başka birşey ile uğraşırım. Ve olur bi gün. Çizersin, ölçer biçersin, seversin, yüreklenirsin, yaparsın. Başarırsın veya başaramazsın. Beğenilir yada beğenilmez. Önemli olan üretmiş olmandır. Denemiş ve tecrübe kazanmış olmandır. Bu çok değerlidir.</p>
<p><strong>Esinlendiğiniz bir akım veya sanatçı var mı?</strong><br />
Ben aslında bir Hugo Ostermann olmak isterdim. Onun dışında beğendiğim ve hayran olduğum birçok kişi var : FABERGE -olmayı isteyemeyeceğim kadar yukarılarda, bence bir dahi-, Andreu Vilasis, , Gabor Forgo, Edmund Massow, Diane Almeyda, Jessica Calderwood, Ute Conrad, Jenny Gore, Marry Lee Rae.</p>
<p><strong>Eserlerinizin taklit edildiğini hiç gördünüz mü veya kopyalarına rastladınız mı?</strong><br />
Evet. Ve bu duygusal anlamda çok hoşuma gitti. Etik anlamda tartışmayı gerektirirse, yapmamaları gerekirdi. Aslının hernekadar kime ait olduğu bilinse bile&#8230;</p>
<p><strong>Takı Tasarımcılarının bir dernek çatısı altında toplanması fikrini nasıl değerlendirirsiniz?</strong><br />
Tavsiye etmem çünkü Takı Tasarımcılarımızın yelpazesi biraz genişledi. Uzlaşmak biraz zor olur gibi geliyor. Yorulursunuz.</p>
<p><strong>Bize tasarımlarını en çok beğendiğiniz bir yabancı, bir de yerli tasarımcı adı verebilirmisiniz?</strong><br />
Hayır. Bunu yapmam.</p>
<p><strong>Ziyaretçilerimizin Tasarımlarınızı izleyebilecekleri web adreslerini ve mağazaların isimlerini verebilirmisiniz?</strong><br />
<a>http://www.tezgahist.com</a></p>
<p><strong>Takı Tasarımcılar Portalı hakkındaki düşüncelerinizi dobra dobra söylermisiniz?</strong><br />
Karşılıksız sevginiz ve çabalarınız hepimiz için çok önemli. Yelpazenin en başından en sonuna kadar hepimiz bunun farkındayız. Herşey için teşekkür ediyorum kendi adıma.</p>
<p>Biz de Sayın Umman Deniz Korkut&#8217;a teşekkür ediyor ve başarılarının devamını sürekli tattığı mutlu bir hayat diliyoruz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.takitasarimcilar.gen.tr/umman-deniz-korkut-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İLKAY GÜNERLİ</title>
		<link>http://www.takitasarimcilar.gen.tr/ilkay-gunerli-2/</link>
		<comments>http://www.takitasarimcilar.gen.tr/ilkay-gunerli-2/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 26 Jul 2010 22:22:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[RÖPORTAJ]]></category>
		<category><![CDATA[İlkay Günerli]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://takitasarimcilar.gen.tr/?p=609</guid>
		<description><![CDATA[<p><img width="123" height="123" src="http://www.takitasarimcilar.gen.tr/wp-content/uploads/2010/07/ilkay1_1.jpg" class="attachment-medium wp-post-image" alt="ilkay1_" title="ilkay1_" /></p>Takı Tasarımcılar Portalına ait özel röportajdır. İzinsiz yayınlanamaz. İlkay Günerli ile aylar öncesi planladığımız bu röportaj, kendisi yurtdışından henüz dönmediği için mail ile gerçekleştirilmiştir. Sayın İlkay Günerli&#8217;ye, bizi kırmadığı ve içten cevaplar verdiği için teşekkür ederiz. Sizce insanlar neden takı kullanırlar? Eski çağlardan bu yana takı güzelleşmek, güç göstermek, kötülüklerden korunmak amacıyla kullanılmıştır. İlk çağlardan günümüze [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img width="123" height="123" src="http://www.takitasarimcilar.gen.tr/wp-content/uploads/2010/07/ilkay1_1.jpg" class="attachment-medium wp-post-image" alt="ilkay1_" title="ilkay1_" /></p><p><img class="alignleft size-full wp-image-610" style="margin-right: 10px; " title="ilkay günerli" src="http://takitasarimcilar.gen.tr/wp-content/uploads/2010/07/ilkay1_1.jpg" alt="" width="123" height="123" /><em><span style="color: #ff0000;">Takı Tasarımcılar Portalına ait özel röportajdır. İzinsiz yayınlanamaz.</span></em><br />
İlkay Günerli ile aylar öncesi planladığımız bu röportaj, kendisi yurtdışından henüz dönmediği için mail ile gerçekleştirilmiştir.<br />
Sayın İlkay Günerli&#8217;ye, bizi kırmadığı ve içten cevaplar verdiği için teşekkür ederiz.<br />
<span id="more-609"></span><br />
<strong>Sizce insanlar neden takı kullanırlar? </strong></p>
<p>Eski çağlardan bu yana takı güzelleşmek, güç göstermek, kötülüklerden korunmak amacıyla kullanılmıştır. İlk çağlardan günümüze takı insanların bir parçası olmuş ve bir bakıma kişiye özgü güç kazanma, statü belirleme, şans getirme şekline bürünmüştür. Antik çağa ve Eski Roma ya baktığımızda insanlar savaşlarda dahi çok büyük aksesuarlar kullanmışlar ve bunu adeta bir güç simgesi olarak sunmuşlardır. Yine araştırmalardan günümüze aktarılan bilgi şudur ki: İlk çağlardan bu yana her dönemde mücevhere rastlanmıştır. Afrika’nın bazı kabilelerinde hala takı şans ve büyü amaçlarıyla kullanılmaktadır.</p>
<p><strong>Takıların biçimlerinde, karşısındakini büyüleyen bir sır gizli midir?</strong></p>
<p>Takıların biçimlerini genellikle tasarımcılar oluşturur. Ve bunu yaparken de hayallerini sonuna kadar kullanırlar. Yani herbirinin hikayesi, her birinin etkisi vardır. Bu takıyı kullanan kişi de hikayeyi bilmese de kişinin hayal gücünden etkilenip kendisinden de bir parça bulduğu için o takıyı beğenir. Her birimizin bu şekilde bir anısı vardır diye tahmin ediyorum. Vitrinde bir mücevher görüp gözümüzü ondan ayıramadığımız ve benim olsaydı dedğimiz. İşte bu tasarımcının büyüsünü aktardığı ve karşıdakinin de bu büyüden etkilendiği bir örnek.</p>
<p><strong>Takı mı, kullanıcısına güzellik katar, yoksa güzel olan mı takıyı daha gösterişli kılar?</strong>Takı , yapanın yaratıcılığı sözkonusu olduğundan ve kişinin iç dünyasını aktardığından başlıbaşına bir güzelliktir. Kullanan kişi için statü sembolü olduğu için kullanıcısına güzellik katar.</p>
<p>Asıl güzellik içte olan güzelliktir. Çağlar boyunca insanlar takıyı ağırlıklı olarak güzelleşmek ve karşısındakini etkilemek uğruna kullanmışlardır. Ve yaratıcısının hayalleri , takının güzelliğini oluşturmuştur. Somut ve soyut kavramlardan aynı anda bahsetmek burada anlamsızlaşabilir. Takının güzelliği somuttur. Bakarsınız beğenirsiniz, sizi ifade eder, alırsınız. Bakarsınız beğenmezsiniz sizi anlatmıyordur almazsınız. Bu demek değil ki, onun hikayesi de güzel değil. Takıyı kendinizle birleştirip, beğenip aldığınızda kendinizi yi hissedersiniz. Hiç kimsenin sadece gösterişli olmak uğruna çok güzel bir takıyı alıp takacağına inanmıyorum. Onda kendinizden bir parça da bulmanız gerekir. Zaten bu da sizin iyi hissetmenize yol açacağından kişiye güzellik katar.</p>
<p><strong>Takının büyüsüne ne zaman ve nasıl kapıldığınızı bize anlatabilirmisiniz?</strong>Hep anlatılır, ‚çocukluğumdan bu yana birşeyler çizerim, bir şeyler tasarlarım’ diye. Şimdi ben de aynı şekilde başlamak istiyorum ama çok klişe olacak. Lise zamanlarımda kıyafet modelleri çizerdim. Üniversitede, arkadaşlarıma, boncuklardan kolyeler, bilezikler yapardım. Sonra kızım doğdu ve ona yapmaya başladım. İçimdeki hayal gücünü insanlarla paylaşmak ve onların da beğenisini kazanmak istedim. Bu nedenle benim mücevher tasarımcılığı miladım kızımın doğumu. Bankacılıktan ayrılıp kendimi bu konuda geliştirmek amacıyla eğitimler aldım. Yaratmak herkesin yapabileceği birşey. Ben kızıma bir dizi boncuk, taş versem eminim o da şu anda renk uyumu olan, zevkli bir kolye yapacaktır.</p>
<p>Önemli olan, hayat tecrübelerinden esinlenmek, rüyalarınızı takıya aktarmak ve kullanan kişiyi etkisi altına almak.</p>
<p>Bu işten çok zevk aldığımı görünce işin mutfağını öğrenmeye karar verdim. Ve benim hikayem böyle başladı. Hala da takının büyüsünden kurtulmuş değilim ve artan bir hızla beni etkilemeye devam ediyor.</p>
<p><strong>Takı Tasarımı ile ilgilenmek ve bu sanatı icra etmek çevrenizde nasıl karşılandı?</strong>İlk zamanlar bu işe hobi amaçlı başladığımı düşündüler. Gelip geçici bir heves olduğunu bana da kabul ettirmeye çalıştılar. Ancak tasarım yapmak artık bir hayat biçimim haline geldiğinde herkes bana hak verdi ve saygı gösterdi. Ben mutfakta yemek yaparken dahi tasarım yaptığımı düşünüyorum. Muhteşem bir davet sofrası da hazırlamak hayal gücünün eseri. İçinizdeki mutlulukları, hüzünleri, hayalleri tasarladığınız şeye aktarmak&#8230;<br />
Şu anda çevremdeki herkes takı tasarımı ile ilgilenmemi gönülden destekliyor. Kızıma annen ne iş yapıyor diye sorduklarında, mücevherci diyor. Yani çevremdeki en küçük insan bile artık bunu kabul etti. Ne mutlu bana&#8230;. Asıl önemli olan çevrenizde sizi kendisine rakip hisseden insanların düşündükleri. Genellikle ‚ bu tür kişilerin, ’’sen takıdan ne anlarsın, eski bankacısın, artık herkes de takı tasarımcısı oluyor’’ şeklindeki eleştirileri hala kulaklarımdadır. Ama bu , hayatta daha azimli olmayı ve hayallerimin peşinden daha da inançla koşmamı sağlamıştır. Çocukça yapılan kıskançlıklar, insanı hiçbiryere götürmez aksine içindeki kötülükler kişiyi günden güne boğar durur&#8230;</p>
<p>Her zaman takı tasarımcıları portalındaki tüm tasarımcıları zevkle izlemiş, ve herbirine çabalarından ötürü hayranlık duymuşumdur. Kendimi karşımdakinin yerine koyup, yaptıklarının kendilerini ne kadar iyi hissettirdiğini düşünerek, sevinmişimdir. Çevremden de benimle ilgili beklediğim şey bu. Ne zaman başlamış olduğum, ne yapıyor olduğum değil, içimdeki istek ve şevk önemlidir. Bu herkesin yaptığımı beğenme zorunluluğu olduğu anlamına gelmiyor. Sadece yapılana saygı göstermek benim beklediğim&#8230;</p>
<p><strong>Takılarınızı üretirken nelerden esinleniyorsunuz? Bir ilham periniz var mı?</strong>Hiçbir zaman, trendler yönünde hareket etmedim. Tasarımda insanların hayat tecrübeleri, zevkleri, hayalleri büyük rol oynuyor . Her yiğidin yoğurt yiyişi farklı. İlham perim arasıra uğrarsa, gerçekten kendimin de çok beğendiği tasarımlar ortaya çıkarabiliyorum. Ama mutlaka bir periye ya da sihirli değneğine ihtiyaç yok. İzlediğim bir filmden etkilenebiliyorum. Bir çocuğun resminden, bir ağacın yaprağından.</p>
<p>Gözümün görebildiği ve bir anlam yüklediğim herşey esin kaynağım olabilir. Bana emeği geçen hocalarımdan birisinin sözleri hala kulağımdadır ve bunu tasarım yaparken düstur haline getirdim: Vitrinlere bakmam, trendleri takip etme telaşı yaşamam, izlerim, bilirim ama tasarımıma bunu yansıtmamaya çalışırım. Önemli olan kişinin neyi hissederek ürettiğidir.</p>
<p><strong>Sizin tasarımlarınızı isimlendirmek gerekirse, hangi kategoride görmek istersiniz?</strong>Ben çiziyorum. Model oluşturuyorum. Kategorim için öncelikli olarak illüstarsyon diyelim. Benim önceliğim çizim. Ama mutfakta geçirecek vakitler de önemli. Bu nedenle işin mutfak kısmını da öğrenmeye çalışıyorum. Hayat devam ettikçe öğrenme de devam edecek. Şu anda yarı değerli taşları ve gümüş, altın ara mamulleri birleştirerek de takı yapabiliyorum. Bu da hayal gücüne bağlı ama sadece elinizdeki malzemeyle sınırlı kalıyor. Bunu benim kızım da yapıyor ara sıra, o zaman o da takı tasarımcısı diyebiliriz&#8230;Sonuç olarak isimlendirmek gerekiyorsa, ben mücevher tasarlıyorum.</p>
<p><strong>Yurt dışında bulunduğunuz süre içinde tasarımlarınızda çizgi değişikliği oldu mu?</strong>Yurtdışında bulunduğum süre içerisinde çizimlerimde değişiklik olmadı. Bulunduğum ülke mücevher konusunda trendleri oluşturan en önemli ülke. Ancak geldiğimiz kültür, beslendiğimiz kaynaklar onlarınkinden çok farklı . Bu nedenle çizgimi pek değiştirdiğim söylenemez. Buradaki tüm tasarımları hayranlıkla izliyorum. Sanki her ürün bir sihirbazın elinden çıkmışcasına kusursuz. Yine de kendi özüme, kendi kaynaklarıma daha çok değer veriyorum.</p>
<p><strong>Yurt dışında bulunmanızın sebebi takı tasarımı ile ilgili mi?</strong>Yurtdışında bulunma sebebimiz, öncelikli olarak eşimin işi ile ilgili. Ancak geldiğimiz ülke müceher konusunda bir numara olduğu için ben de kendime pay biçiyorum ve burada kendimi her konuda geliştirmeye devam ediyorum. Gelişim hayat boyu sürdüğü için her yaşam dilimi bana bir kaynak oluşturuyor.</p>
<p><strong>Geçen yıl Ayasofya&#8217;dakinden sonra başka bir sergi açtınız mı? Düşünüyormusunuz?</strong>2005 yılında Ayasofya Müzesi’nde açtığım sergi sonrasında, 2006 yılında yeniden bir sergi planı yapmıştım. Ancak usta arayışım sürdüğü için ve her çizimimi henüz kendi başıma üretemediğim için 2006 planlarım ertelendi.<br />
Ayrıca sergi açmak başlıbaşına finansman işi gerektiriyor. Bu işi kendi başıma hallediyorum . Genellikle herkes başlangıçtan sonrakinin daha iyi olmasını bekler. Ben de aynı beklenti içinde olduğumdan, doğru zamanı bekliyorum.Hayal gücü sınırsız devam ediyor. Doğru yer ve doğru zamanı bulduğumda 2. sergi olacaktır.</p>
<p><strong>Sergi&#8217;nin size kattığı ve diğer üyeler ile paylaşabileceğiniz bilgiler verebilirmisiniz?</strong>Tek başına bu işi yapmaya çalışan biri olarak sergi sırasında, eserlerimi bir çok insana sunma fırsatım oldu. Öncesinde sadece yakın çevreme gösteriyordum. Buna yabancı turistler de dahil. Malum serginin Ayasofya Müzesi’nde olması bir çok kültürden insanın da sergileri gezebilmesini sağlıyor.</p>
<p>Sergi sonrasında bir dahaki sefere nasıl davranmam gerektiğini, nasıl sunum yapmam gerektiğini, nasıl bir mekan seçmem gerektiğini, hangi kitlelere hitap etmem gerektiğini öğrendim.</p>
<p>Yapılan işe saygı gösterilmesi tek beklentim. Sergi sırasında ilginç bir olay yaşadım. Bunu sizlerle de paylaşmak isterim. Kapıdan 2 bayan heyecanla girdiler. Takılarımın sergilendiği özel camekanlı bölümleri gezdiler. Sonra yanıma gelip, ’’bu mu, bu kadar mı, bunlar için mi karşıdan buralara kadar geldik, ayıp yani ’’ dediler. Ben de ‚’’evet, bu kadar’’ cevabını verdim. Ve neredeyse, bu bayanlardan dayak yeme pozisyonuna geldim. Hani emeğe saygı nerede&#8230;.. Beni hayal kırıklığına uğratan tek şey buydu. Çok beklenti içine girmemiştim ancak, takılarımın karşı tarafça beğenilmesinden öncelikli olarak beklentim yaptığım işe saygı gösterilmesiydi. Bunu da pek göremedim açıkçası&#8230;.</p>
<p>Diğer üyelerle paylaşmak istediğim, eleştirilere kulak verin ama emeğinize saygısızlık etmelerine izin vermeyin. Ne yapıyorsanız yapın, birşeyler üretiyorsunuz. Ve üretmek başlı başına saygı gerektirir&#8230;</p>
<p><strong>Tasarımcılık bir kabiliyet olduğu kadar, bazı sanat dallarında olduğu gibi, ilham gelmesini beklermisiniz?</strong>Tasarımcılığın çok da çizim kabiliyeti gerektirdiğine inanmıyorum. Kapalıçarşı’da bulunan, isimlerinden hayli söz edilen birçok tasarımcı ve eski kuyumcunun , 3 boyutlu çizim yapabildiğini sanmıyorum. Onlar gözlerini kapattığında zaten takıyı son haliyle görüp, ellerini kullanarak sıfırdan başlayarak sonuca gidiyorlar. Mutlaka da çizmeleri gerekmiyor. Çizim sonradan öğrenilen birşey. Yolları var. Gölgelendirmeyi öğrenirsiniz, taş çizmeyi, renklendirmeyi öğrenirsiniz.Bir süre ders alırsınız. Olur. Ama hayal gücünüz çalışmıyorsa, esin kaynağınız yoksa tıkanır kalırsınız. Yani diğer sanat dallarında olduğu gibi, hayal gücü gerekli. Bunu da hayatla birleştirebiliyorsanız, doğru zamanda, doğru yerde bulunabiliyorsanız, size kimse dur diyemez&#8230;</p>
<p><strong>Esinlendiğiniz bir akım veya sanatçı var mı?</strong>Esinlendiğim bir akım veya sanatçı yok. Ama herzaman takdir ettiğim, çalışkanlığına gıpta ettiğim birkaç kişi vardır. Zaten onlar da bu durumlarının meyvesini yiyorlar&#8230;.Ben de hayatımda onları örnek alıp, yoluma devam etmeye çalışıyorum.</p>
<p><strong>Eserlerinizin taklit edildiğini hiç gördünüz mü veya kopyalarına rastladınız mı?</strong>Eserlerimin taklit edildiğine ya da kopya edildiğine rastlamadım. Ne kadar beğenilirse o kadar taklit edilir mantığıyla düşünürsek kimse beni beğenmiyor galiba. Şaka bir yana, taklit edilir, kopyalanır , sonra kaynak biter. Kaynak içimizde&#8230;. İçimizi taklit edemeyeceklerine göre bunda çekinecek bir durum göremiyorum.</p>
<p><strong>Takı Tasarımcılarının bir dernek çatısı altında toplanması fikrini nasıl değerlendirirsiniz?</strong>Karşılıklı saygı varsa, yeni gelenler destekleniyorsa, yollarına devam etmeleri için yüreklendiriliyorsa neden olmasın. Ama bu Türkiye’de mümkün değil gibi görünüyor. Kontrol mekanizması konusunda şüphelerim var.</p>
<p><strong>Bize tasarımlarını en çok beğendiğiniz bir yabancı, bir de yerli tasarımcı adı verebilirmisiniz?</strong>Gianmaria Buccellati -Sevan Bıçakçı</p>
<p><strong>Ziyaretçilerimizin Tasarımlarınızı izleyebilecekleri web adreslerini ve mağazaların isimlerini verebilirmisiniz?</strong>Henüz kişisel sergiler dışında tasarımlarımın görülebileceği yerler yok. Ama İstanbul’a dönüşümde bu konuda belli çalışmalar yapmayı amaçlıyorum.</p>
<p><strong>Takı Tasarımcıları Portalı hakkındaki düşüncelerinizi dobra dobra söylermisiniz?</strong>Art niyetsiz, maddi kaygılar taşımadan , ortak amaçtaki kişileri bir araya toparladığı için, kişilerin ürettiği güzellikleri sergilemelerine yardımcı olduğu için, ve günümü renkli kıldığı için Takı Tasarımcıları portalına teşekkür ediyorum.</p>
<p>Saygılarımla&#8230;.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.takitasarimcilar.gen.tr/ilkay-gunerli-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>GAYE DÖŞER</title>
		<link>http://www.takitasarimcilar.gen.tr/gaye-doser-2/</link>
		<comments>http://www.takitasarimcilar.gen.tr/gaye-doser-2/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 26 Jul 2010 22:08:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[RÖPORTAJ]]></category>
		<category><![CDATA[Beady Cats]]></category>
		<category><![CDATA[GAYE DÖŞER]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://takitasarimcilar.gen.tr/?p=602</guid>
		<description><![CDATA[<p><img width="250" height="188" src="http://www.takitasarimcilar.gen.tr/wp-content/uploads/2010/07/gayedoserresim.jpg" class="attachment-medium wp-post-image" alt="gayedoserresim" title="gayedoserresim" /></p>Takı Tasarımcılar Portalına ait özel röportajdır. İzinsiz yayınlanamaz. Gaye Döşer hanım ile uzun zamandır planladığımız röportaj, yoğunluğum nedeni ile bir türlü gerçekleşememişti. Bunun fazla da gecikmemesi için Gaye hanımdan e-röportaj yapmamızı rica ettiğimizde bizi kırmadan sorularımıza içten cevaplar verdikleri için teşekkür ederiz. Sizce insanlar neden takı kullanırlar? İnsanlar, çok eski çağlardan beri kostümlerini tamamlamak için, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img width="250" height="188" src="http://www.takitasarimcilar.gen.tr/wp-content/uploads/2010/07/gayedoserresim.jpg" class="attachment-medium wp-post-image" alt="gayedoserresim" title="gayedoserresim" /></p><p><em><span style="color: #ff0000;"><a href="http://takitasarimcilar.gen.tr/wp-content/uploads/2010/07/gayedoserresim.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-606" style="margin-right: 10px;" title="gaye döşer" src="http://takitasarimcilar.gen.tr/wp-content/uploads/2010/07/gayedoserresim-150x150.jpg" alt="" width="122" height="122" /></a>Takı Tasarımcılar Portalına ait özel röportajdır. İzinsiz yayınlanamaz.</span></em><br />
Gaye Döşer hanım ile uzun zamandır planladığımız röportaj, yoğunluğum nedeni ile bir türlü gerçekleşememişti. Bunun fazla da gecikmemesi için Gaye hanımdan e-röportaj yapmamızı rica ettiğimizde bizi kırmadan sorularımıza içten cevaplar verdikleri için teşekkür ederiz.<br />
<span id="more-602"></span><br />
<img alt="" align="right" border="0" /><strong>Sizce insanlar neden takı kullanırlar?<br />
</strong>İnsanlar, çok eski çağlardan beri kostümlerini tamamlamak için, boncukları sevdikleri için veya renkleri sevdikleri için takı kullanıyorlar. Yarı değerli taşların fiziksel etkileri yüzünden de insanlar takı takabiliyorlar.<br />
Birde anlam taşıyan takıların kullanılması var tabii..Bu takılar genelde tılsım içeren takılar veya dua taşıyan, nazara karşı olan takılar….</p>
<p><strong>Takının büyüsüne ne zaman ve nasıl kapıldığınızı bize anlatabilirmisiniz?<br />
</strong>Takının büyüsüne 1993 yılında kapalıçarşıdaki bedesten’e girdiğim an kapıldım. Aslında adeta büyülendim diyebilirim….O zamanlar bu şekilde aksesuar çılgınlığı yoktu. Yani, boncuk mağazaları yoktu. Takıları yarı değerli ve gümüş parçalarla yapıyor kapalıçarşıdaki gümüş mağazamda satıyorduk. Bu bir kaç yıl sürdü ve boncuklamanın yaygınlaşmaya başladığı döneme kadar gümüş ve yarı değerli çalışmaya devam ettim.</p>
<p><strong>Takı Tasarımı ile ilgilenmek ve bu sanatı icra etmek çevrenizde nasıl karşılandı?<br />
</strong>Takı tasarımı ile ilgilenmem ilk olarak bana ciddi bir artı kattığı için özgüvenimi attırdı. İlk olarak eşim ve ailem bana destek oldu. Çalıştıkça yaptıklarımı görenler oldukça kısa zaman ilerlediğimi ve çok farklı tasarımlar yaptığımı gören arkadaşlarım da bana destek verdiler ve ürünlerimi satın almaya başladılar. Ben de kazandığım tüm bu paralarla daha fazla çalışma imkanı buldum tabii…</p>
<p><strong>Takılarınızı üretirken nelerden esinleniyorsunuz? Bir ilham periniz var mı?<br />
</strong>Takılarımı tasarlarken Allahın yarattığı her şeyden etkilenirim. Ama en çok etkilendiğin şey MİTOLOJİ….Önümüzdeki aylarda yapacağım sergide bu özellikleri taşıyan tasarımlarımı görebilirsiniz.<br />
Evet. Bir ilham perim var tabii…Uzun günler düşündüğüm tasarımlarımda eksik yada fazla olan şeyleri gördüğümde duyduğum hisler yardımıyla bana yol gösteren bir peri… Bazen gece, bazen de günün herhangi bir saatinde uyarır beni… Onu çok seviyorum…</p>
<p><strong>Sizin tasarımlarınızı isimlendirmek gerekirse, hangi kategoride görmek istersiniz?<br />
</strong>Ben çok yönlü çalışan bir tasarımcıyım. Cam, gümüş ve altın killeri ve boncuklama çalışmaları yapıyorum. Camla yaptığım çalışmalar el yapımı ürünler katagorisine girer. Gümüş veya altın kili çalışmaları metal sanatları katogorisine, boncuklama tekniklerini kullanarak yaptığım çalışmalar ise yine boncuklama katagorisine giriyor…</p>
<p><strong>Bir yandan tasarlayıp üretirken, diğer taraftan eğitim de veriyorsunuz. Bu eğitimler sizin veriminizi düşürmüyor mu?<br />
</strong>Eğitimler, geleceğin sanatçılarını ve eğitmenlerini yetiştirmemiz için büyük bir fırsat..Tabi her eğitimi alan arkadaşımız bu özelliklere sahip olamıyor ama istekli, yetenekli ve idealist dostlarımızı yetiştiriyoruz.<br />
Yine bu şekilde yetiştirdiğim birlikte çalıştığım çok değerli bir kardeşim var.YASEMİN ATASOY…Onunla yükümü paylaşıyorum ve beni oldukça duble ediyor. Bu yüzden her ikisine de zaman ayırabiliyorum. Siparişlerin yoğun olduğu dönemde biraz yoruluyoruz ama sektörün büyümesi ve bilinçli boncuklama sanatçılarını yetişmesi için de öğrenci almak zorundayız.</p>
<p><strong>Eğitimleriniz nasıl bir ortamda ve hangi aralıklar ile gerçekleşiyor?<br />
</strong>Eğitimlerimiz, Atölye ortamında 5 kişilik gruplar haline gerçekleşiyor. 3 saat süren eğitimler haftada 1 gün ve 6 aylık programlardan oluşuyor. Metal killeri için ise 4’er saatlik 5 aylık bir program öneriyorum öğrencilerime..<br />
Ben atölyemde şu an Gümüş ve altın killeri dersi ile boncuklama dersleri veriyorum. Seneye de Cam boncuk derslerine başlayacağız ..</p>
<p><strong>Eğitimlerde uyguladığınız bir program var mı?<br />
</strong>Tabi ki…Bulunduğu bölümle ilgili teknik konuların rahatlıkla anlaşılabilmesi için eğitim programı oluşturuyorum. Her sene yeni trendlere gore (moda trendleri ve teknik trendler) değişiklik gösteren bu programlar kişiyi, grafik okumadan, teknikleri resimden tanımaya kadar bilinçlendirip tasarıma hazırlıyor.</p>
<p><strong>Bu güne kadar kaç tane öğrenci yetiştirdiğinizi hatırlıyormusunuz?<br />
</strong>Bu güne kadar 500 den fazla öğrenci yetiştirmişimdir…</p>
<p><strong>Takı Tasarımcılarının bir dernek çatısı altında toplanması fikrini nasıl değerlendirirsiniz?<br />
</strong>Çok güzel bir fakir tabii. Bizde bir dernek kurduk .<br />
<em><span style="color: #ff0000;">İSTANBUL BEAD SOCİETY</span></em> (İstanbul boncuk derneği)<br />
Çok güzel işler yapacak olan bu derneğin alt yapısı kurulmaktadır. Üyelerin kayıtları almak için sistemler oluşturulduktan hemen sonra sizlere yeniden bilgi vereceğim.</p>
<p><strong>Bize tasarımlarını en çok beğendiğiniz bir yabancı, bir de yerli tasarımcı adı verebilirmisiniz?<br />
</strong>Boncuklama konusunda Cynthia Rutledge benim idolum. Kendisiyle de tanışıyoruz ve kişisell olarak da çok sevdiğim bir sanatçı..<br />
Cam konusunda, Stephanie Sersich, Dustin Tabor, Leah Fairbanks ve Pati walton’un çalışmalarını çok beğeniyorum</p>
<p><strong>Ziyaretçilerimizin Tasarımlarınızı izleyebilecekleri web adreslerini ve mağazaların isimlerini verebilirmisiniz?<br />
</strong>Benim www.beadycats.com adresli bir websitem var. Buradaki on-line mağazasından bazı tasarım örneklerimi görebilirsiniz. Ama açıkçası copy yapılmaması için özel tasarımlarımı sitede yayınlamıyorum. Bunları ise Bağdat Caddesindeki atölyemde dilerseniz görebilir veya satın alabilirsiniz.</p>
<p><strong>Takı Tasarımcıları Portalı hakkındaki düşüncelerinizi dobra dobra söylermisiniz?<br />
</strong>Takı tasarımcıları Portalı açıldığından beri sanal ortam benim için daha da değerlendi. Sadece benim için değil sanıyorum tüm takı seven ve takı dünyasından haber almak isteyen boncuk dostları için de aynı..<br />
O kadar içten ve sevgi dolu, o kadar bilgi paylaşmaya aç, sanatı ve sanatçıya dost çok geniş ve güzel bir takı portalı……</p>
<p>ÇOK TEŞEKKÜRLER……</p>
<p>Bizde sorularımıza içtenlikle cevaplar yazdığı ve görüşlerini bizlerle paylaştığı için Gaye Döşer hanıma çok teşekkür ediyor ve başarılarının devamını diliyoruz.</p>
<p>Gaye DÖŞER iletişim bilgileri<br />
<a href="http://www.gayedoser.com">www.gayedoser.com</a><br />
<a href="http://www.beadycats.com">www.beadycats.com</a> �<br />
<a href="mailto:gayedoser@beadycats.com">gayedoser@beadycats.com</a><br />
<strong>ASTROART-beadycats</strong><br />
Bağdat Cad. Canoğlu Apt. No:284/20 Caddebostan-Kadıköy<br />
Tel:0216 3867396<br />
Fax:0216 3581223&#8243;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.takitasarimcilar.gen.tr/gaye-doser-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BURÇİN EVRİM</title>
		<link>http://www.takitasarimcilar.gen.tr/burcin-evrim-2/</link>
		<comments>http://www.takitasarimcilar.gen.tr/burcin-evrim-2/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 26 Jul 2010 21:54:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[RÖPORTAJ]]></category>
		<category><![CDATA[BURÇİN EVRİM]]></category>
		<category><![CDATA[cam]]></category>
		<category><![CDATA[Cam Cam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://takitasarimcilar.gen.tr/?p=593</guid>
		<description><![CDATA[<p><img width="200" height="223" src="http://www.takitasarimcilar.gen.tr/wp-content/uploads/2010/07/BERop1.jpg" class="attachment-medium wp-post-image" alt="Burçin Evrim" title="Burçin Evrim" /></p>Takı Tasarımcılar Portalına ait özel röportajdır. İzinsiz yayınlanamaz. Bu defa Alev Sanatının en iyi uygulayıcılarından olan CamCam atölyasinin sahibi Sayın Burçin Evrim ile birlikteyiz. Atölyesinde çalışma ortamında bizi ağırlayan Burçin hanımdan röportaj bahanesi ile Alev Sanatının inceliklerini de uygulamalı bir ders alarak daha iyi anlamaya çalıştık. Sonra da sizler adına ikram edilen pasta ve tatlılarımızı yerken [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img width="200" height="223" src="http://www.takitasarimcilar.gen.tr/wp-content/uploads/2010/07/BERop1.jpg" class="attachment-medium wp-post-image" alt="Burçin Evrim" title="Burçin Evrim" /></p><p><a href="http://takitasarimcilar.gen.tr/wp-content/uploads/2010/07/BERop1.jpg"><img class="size-thumbnail wp-image-599 alignleft" style="margin-right: 10px;" title="Burçin Evrim" src="http://takitasarimcilar.gen.tr/wp-content/uploads/2010/07/BERop1-150x150.jpg" alt="" width="122" height="122" /></a><em><span style="color: #ff0000;">Takı Tasarımcılar Portalına ait özel röportajdır. İzinsiz yayınlanamaz.</span></em><br />
Bu defa Alev Sanatının en iyi uygulayıcılarından olan CamCam atölyasinin sahibi Sayın Burçin Evrim ile birlikteyiz. Atölyesinde çalışma ortamında bizi ağırlayan Burçin hanımdan röportaj bahanesi ile Alev Sanatının inceliklerini de uygulamalı bir ders alarak daha iyi anlamaya çalıştık.</p>
<p>Sonra da sizler adına ikram edilen pasta ve tatlılarımızı yerken bir yandan da derin bir söyleşiye daldık. Bu sırada portal sayesinde birçok yeni öğrencisinin oluştuğunu öğrenerek aldığımız keyif ile zamanın nasıl geçtiğini anlamadık. Bu görüşmede öğrendiklerimizi ve Sayın Burçin Evrim’le yaptığımız söyleşiyi sizlere aktarıyoruz.<br />
<strong>Sayın Burçin Evrim, Alevin büyüsüne nasıl kapıldığınızı bize anlatabilirmisiniz?</strong>Cam buyuk bir tutku. Maddenin tanımsız bir hali, 4. hali. Bir zaman, bir yerde camla ilgili bir sey yapmayı hep istemiştim. Fakat bunun boncuk formunda olacağını ve camdan boncuk yapımı sanatı, alev sanatının (flameworking), profesyonel anlamda işim olacağını hiç düşünmemiştim. Üniversite eğitimimi işletme enformatiği uzerine tamamladım. Bilgisayar sektöründe bir süre çalıştiktan sonra Almanya&#8217; da medya ve komunikasyon enformatiği masterı yapmaya karar verdim. Burada Lokman Kurşunlu&#8217; dan özel dersler alarak temel boncuk yapımını öğrenmiştim ve cam ile esas tanışmam yurtdışında yaşarken oldu. Orada yaşadığım süre içinde alevsanatı konusunda workshoplara katıldım, fuarları ziyaret ettim ve yabancı cam sanatçıları ile tanıştım, onların benimle paylaştığı bilgi ve deneyimleri sayesinde kendimi tekniğimi ilerletme şansı buldum ve orada çok şey öğrendim.</p>
<p><strong>Cam ile ilgilenmek ve bu sanatı icra etmek çevrenizde nasıl karşılandı?<br />
</strong>Yurtdışında insanlar bilgi ve tecrübeleri konusunda çok paylaşımcılar. Orada cam boncuk sanatçılarını bir araya getiren „perlenspektrum“ adlı bir derneğimiz var; ben de derneğin Türkiye temsilcisiyim.</p>
<p>Ben alev sanatına profesyonel olarak devam etme kararı aldığımda iki türlü tepki ile karşılaştım: birincisi cesaretim ve radikal kararım yüzünden beni tebrik eden ve cam gibi güzel bir malzemeyle çalıştığımdan dolayı bana imrendiğini soyleyenler; ikincisi „o kadar eğitim gördükten sonra boncuk mu yapacaksın?“ diyenler. Ülkemizde her köşe başında kilosu 50 ytl den boncuk satılırken, hammadde olarak kullandığımız camın yüksek kalitesini ve ortaya çıkan boncukların farkını anlatmak oldukça zor.</p>
<p>Camın tarihteki ilk kullanım alanı takı. Bugün cam boncuk yapımı da ülkemizde kendine sanat ve tasarım başlığı altında yer bulmaya çalışıyor. Malzeme maliyetinin yanında tasarımın da artı değer olarak görülmesi için ülkemizde biraz daha zamana ihtiyaç var, özellikle cam ve takı gibi iki başlık bir araya geldiğinde.</p>
<p><strong>Şalümo karşısında sürekli oturmak sizin için yorucu olmuyor mu?</strong></p>
<p>Alev sanatını diğer cam sanatlarından ayıran, tüm yaratma süreci boyunca şalumo başında oturarak, 1200 derecede, cam çubuklarla çalışılması, yazarken kalem nasıl elimizin bir parçası oluyorsa, camın da o kadar elimizle bütün olmasıdır. Bu kadar küçük cam objeye bu kadar desen işlenebilmesi alev sanatını diğer cam sanatlarından ayırıyor. Bu teknikle yaratıan cam takıları diğerlerinden ayıransa her bir boncuğunun o kolye için özel olarak yaratılması. Tüm bu süreç zihniniz ve vücudunuz için yorucu olabiliyor. Uzun saatler ateşin başında çalışmak bedeni yorsa da ruhu beslediği için, ben vücut yorgunluğumu önemsemeden çalışmaya devam edebiliyorum.</p>
<p><strong>Takılarınızı üretirken nelerden esinleniyorsunuz? Bir ilham periniz var mı?<br />
</strong><br />
Atölyemde tasarladığım takılar, duygulardan, anlardan, ruh hallerinden, insanlardan, hikayelerden ilham alınarak ortaya çıkıyorlar. Her yere yanımda taşıdığım ve aklıma gelenleri hemen çizdiğim ufak bir ilham defterim ve renkli kalemlerim var. Bunun yanında cama uygulanabileceğini düşündüğüm desenleri, renk kombinasyonlarını kesip yapıştırdığım, yanına da desenin işlendiği boncuğu çizdiğim büyük bir ilham defterim var.</p>
<p>Moda dan etkileniyor muyum? Yaratırkan tamamen modaya bağımlı kalmıyorum, ama o yılın moda renkleri renk kombinasyonları önemli bir veri benim için. Cam yaparken kullandığım 50 nin üzerinde renk var. Özellikle transparan akuamarin, topaz, opak turkuaz, fuşya çalışmayı daha cok sevdiğim renkler. Cama verdiğim formda ise modadan daha bağımsız çalışıyorum. Örneğin bu yıl mücevher tasarımında çiçek formları çok moda, bu benim için bir avantaj, çünkü camdan çiçek yapmayı zaten çok seviyorum, seneye modası geçse de ben camdan çiçek yapmaya devam edebilirim.</p>
<p><strong>Bir yandan tasarlayıp üretirken, diğer taraftan eğitimde veriyorsunuz. Bu eğitimler sizin veriminizi düşürmüyor mu? Eğitimleriniz nasıl bir ortamda gerçekleşiyor?</strong><br />
Atölyemde kişiye ozel cam boncuk yapımı kursu veriyorum, grup olarak öğrenci almıyorum çünkü kişiye özel programla hem zamanı daha iyi değerlendiriyoruz, hem de daha verimli çalışıyoruz. Program iki kurdan oluşuyor, iki kur sonunda öğrencilerim kendi atölyelerini kuracak hale geliyorlar. Programın saatleri de tamamen kişiye özel, ister bir ayda tamamlıyorlar kursu, ister 3 ayda. Benim atölye çalışmalarım zevkli geçiyor, en azından benim için ve öğrencilerim de çok rahat ve huzurlu çalışıyorlar. Arkadaş oluyoruz bir süre sonra. Atölye de çalışırken uyulması gereken güvenlik kurallarım var, onların güvenliği ve sağlığı için şart olan kurallar. Ben alev sanatı ile hobi olarak ilgilenmeye başladığım zamandan itibaren bu işle ilgili ne kadar alet var ise hepsini topladım. Atölyem sanıyorum Türkiye’ deki en teşkilatlı boncuk atölyesi. Cam boncuk yapımında kullanılan hemen hemen her türlü el aleti, farklı şalümo, oksijen kompresörü, farklı cam markaları, cam ile kullanılan diğer yan ürünler ve çok sayıda yabancı kitap ve boncuk tavlama fırını mevcut.</p>
<p><strong>Biz klasik sorumuzu size de yönelteceğiz. Takı mı, kullanıcısına güzellik katar, yoksa güzel olan mı takıyı daha gösterişli kılar?</strong><br />
İkisi de mümkün. Daha şık olan takının insanı, giyimini, ruh halini tamamlaması ve ona bir şeyler katmasıdır.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Yine bir klasik soru. Takıda, karşısındakini büyüleyen bir sır gizli midir? Bunu nasıl açıklayabiliriz?<br />
</strong>Hayır, takının güzelliği apaçık ortadadır. Tam tersine kendini olduğu gibi sergiler. Büyüleyen, bu güzelliğin doğru zamanda, doğru yerde kullanılmasıdır.</p>
<p>Her gün başka bir ruh haliyle ateşin başına oturuyorum, yaptığım camın tarzı da bu yüzden değişebiliyor. Çalışmalarını beğendiğim bir çok sanatçı var, illaki bana fikir verenler de vardır. Ama tek bir sanatçı yok, bir çok sanatçı var. Akım olarak daha çok yeni formlar yaratmak, dolayısıyla kendi form verme tekniklerimi geliştirmek hoşuma gidiyor.</p>
<p><strong>Eserlerinizin taklit edildiğini hiç gördünüz mü veya kopyalarına rastladınız mı? Bu soruyu da tüm tasarımcı arkadaşlarımızın bir kabusu olduğunu bilerek soruyoruz.<br />
</strong>Benim haberdar olduğum, rastladığım bir taklit tasarım olmadı. Taklit övgünün en yoğun hali sanıyorum. En azından ben böyle iyimser bakmaya çalışıyorum.</p>
<p><strong>Takı Tasarımcılarının bir dernek çatısı altında toplanması fikrini nasıl değerlendirirsiniz?</strong></p>
<p>Taki tasarımı da kendi altında farklı dallara ayrılıyor; cam takı, değerli metaller ve taşlar, bijuteri tarzında tasarlanan takılar. Tasarımcıların bir araya gelmesi için diğerlerinin tasarımlarını ciddiye almalarını, tekniklerine, yarattıklarına saygı duymalarını gerekiyor. &#8216;Ben saatlerce çizim yapıp üretime geçiyorum, çizim yapılmadan üretilen takılar tasarım değildir&#8217; diyen biri, çizim yapmadan kafasındakileri hayata geçiren bir tasarımcıyla ayni derneğin çatısı altında bulunmak ister mi? Ya da diğeri, onu tasarımcı olarak kabul etmeyecek biriyle ortak hareket etmek?</p>
<p>Bir dernek altında toplanıp, ortak hareket edebilmek için birbirinin yaptıklarına, tasarımlarını saygı duyarak yola çıkmak gerektiğine inaniyorum.</p>
<p>Almanya&#8217;da üyesi olduğum bir cam boncuk sanatçıları derneğinden bahsetmiştim, bu dernek bilginin paylaşımı konusunda üyelerinden çok destek görüyor, bizde ise daha çok görülen/yaşanan bilgiyi kendine saklama çabası. Bu zihniyetin değişmesi gerektiğini düşünüyorum.</p>
<p>Tasarımın, tasarımcının haklarının korunabilmesi , ortak sorunlarına çözümler bulunabilmesi için de bir dernek çatısı altında toplanmak fikrine çok olumlu bakıyorum.</p>
<p><strong>Bize alev sanatını en başarılı uygulayan ve sizin de en çok beğendiğiniz bir yabancı, bir de yerli sanatçı adı verebilirmisiniz?</strong>Yabancı sanatçılarda bir kaç isim var; Kate Fowle Meleney ve Diana East boncuklarıyla, Michaela Möller cama hakim olma tekniğiyle bence çok iyiler. Lokman Kurşunlu&#8217; nun bazı boncuk formlarını da beğeniyorum.</p>
<p><strong>Takı Tasarımcıları Portalı hakkındaki düşüncelerinizi dobra dobra söylermisiniz?<br />
</strong>Portal bu anlamda bir ilk. Ticari hiç bir amaç gütmemesi ve tarafsız olması bana göre iki önemli özelliği. Forumunun olmaması da doğru bir karar. Takı tasarımcısıyım diyen herkes tasarımcı mıdır gerçekten ve üye olmadan önce bir ön eleme gerekir mi gibi soruların yanıtlarını bulup, belki portalın yoluna bu şekilde devam etmesi daha iyi olabilir. Ama değerlendirmeyi yapmak çok zor. Bunun yanında tasarımla ilgili çevre ve kurumlar tarafından dikkate alınıyor olması ve portal üzerinden bize ulaşılabiliniyor olması da çok güzel bir gelişme. Portalın varlığından ve üyesi olmaktan dolayı mutluyum.</p>
<p><strong>Sevgili Burçin Evrim ile sohbetimiz, bir cumartesi günü atölyesinde yapıldı. Bu röportaj için bize atölyesini özel olarak açtığı ve vakit ayırdığı, fikirlerini sizlere aktarmak üzere bizlerle paylaştığı için kendisine tekrar teşekkür ediyoruz.</strong></p>
<p><em>Burçin Evrim&#8217;e başarılarının devamını diliyoruz</em>.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.takitasarimcilar.gen.tr/burcin-evrim-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ÖZLEM BAŞAR</title>
		<link>http://www.takitasarimcilar.gen.tr/ozlem-basar-2/</link>
		<comments>http://www.takitasarimcilar.gen.tr/ozlem-basar-2/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 26 Jul 2010 21:44:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[RÖPORTAJ]]></category>
		<category><![CDATA[ÖZLEM BAŞAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://takitasarimcilar.gen.tr/?p=592</guid>
		<description><![CDATA[<p><img width="209" height="300" src="http://www.takitasarimcilar.gen.tr/wp-content/uploads/2010/07/ozlembasar-209x300.jpg" class="attachment-medium wp-post-image" alt="özlem başar" title="özlem başar" /></p>Takı Tasarımcılar Portalına ait özel röportajdır.  İzinsiz yayınlanamaz. Röportaj bölümü için, ilk olarak Sayın Özlem Başar ile 12 Ağustos 2006 Cumartesi günü, atölyesindeki çalışmaların yorgunluğunu daha üzerinden atmadan buluştuk. Takı ve tasarım üzerine söyleşip, bize kendisini ve görüşlerini yakından tanıtacak özel bir röportaj yaptık. Şimdi Özlem Başar ile yaptığımız bu görüşmede kaydettiğimiz bazı bölümleri size aktarıyoruz. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img width="209" height="300" src="http://www.takitasarimcilar.gen.tr/wp-content/uploads/2010/07/ozlembasar-209x300.jpg" class="attachment-medium wp-post-image" alt="özlem başar" title="özlem başar" /></p><p><a href="http://takitasarimcilar.gen.tr/wp-content/uploads/2010/07/ozlembasar.jpg"><img class="size-thumbnail wp-image-594 alignleft" style="margin-right: 10px;" title="özlem başar" src="http://takitasarimcilar.gen.tr/wp-content/uploads/2010/07/ozlembasar-150x150.jpg" alt="" width="122" height="122" /></a><span style="color: #ff0000;"><em><em>Takı Tasarımcılar Portalına ait özel röportajdır.  İzinsiz yayınlanamaz.</em></em><br />
</span>Röportaj bölümü için, ilk olarak Sayın Özlem Başar ile 12 Ağustos 2006 Cumartesi günü, atölyesindeki çalışmaların yorgunluğunu daha üzerinden atmadan buluştuk. Takı ve tasarım üzerine söyleşip, bize kendisini ve görüşlerini yakından tanıtacak özel bir röportaj yaptık.<br />
Şimdi Özlem Başar ile yaptığımız bu görüşmede kaydettiğimiz bazı bölümleri size aktarıyoruz.<br />
<strong>Sayın Özlem Başar, sizce insanlar neden takı kullanırlar? </strong><br />
İnsanlar -farkında olmadan- geçmişten günümüze gelen bazı özelliklerinden faydalanmak için takıyı kullanırlar.<br />
Çok eski çağlara bakacak olursak, insanlar kötülüklerden korunmak ve iyi şansa sahip olmak için, vücutlarında göğüs bölgesine takılabilir objeler oluşturmuşlar. Daha ilerleyen dönemlerde takı şekil değiştirip kolye, yüzük, küpe, bilezik olarak güzelliğin ve gücün simgesi olmuştur. Yüzük sevginin verilen sözün bir nişanı olarak takılmaya başlamış. Pahalı mücevherler,değerli takılar, takı malzemesinin kişiye kattığı enerji ile kendilerine olan güvenlerini daha da sağlamlaştırmışlar ve takının tılsım özelliğini taşıdığına inanılan dönemlerden, günümüze kadar önemini hiç kaybetmeden gelmesine neden olmuşlardır.</p>
<p><strong>Takı mı, kullanıcısına güzellik katar, yoksa güzel olan mı takıyı daha gösterişli kılar? </strong><br />
İnsanlar arasındaki yaygın İnanışa göre, takılan takının güzelliği insana değer katar, statü farkını temsil eder. Fakat sizde takdir edersiniz ki, takının görüntüsü kişinin tavırlarıyla bütünleşince, kişiliğin ön plana çıktığı anlarda, takı sönük kalıp davranışlar konuşacaktır.</p>
<p><strong>Sizce takıların biçimlerinde, karşısındakini büyüleyen bir sır gizli midir? Bunu nasıl açıklayabiliriz?<br />
</strong>Benimsediğim düşünceye göre takılan öbjelerde bir sihir mevcuttur. Sihrin ilk aşaması yapılırken oluşur. Tasarımcısı önce onu düşünde, ya da bir doğa olayında zihnine fikir olarak düşürür, daha sonra onunla bir kaç gün ya gezer, yada yatar kalkar. İş takı olarak düşünceyi somutlaştırmaya geldiğinde, tüm bunların birleşimi bir bedende can bulunca, boynunuzdaki kolye o tasarımcının düşünden çalınmış bir yıldız gibi parlıyordur. Ve kim bilebilir ki, sizde onu vitrinde gördüğünüzde ışıltısından başınız dönmüş ve taktığınız an insanların size bakışını hayal ederek satın almışsınızdır belki de&#8230;. Takının sihri, size verdiği mutlulukta ve herkesin beğenisini dile getirdiğinde, sizin tattığınız haz duygusundadır.</p>
<p><strong>Takının sihri, size verdiği mutlulukta ve herkesin beğenisini dile getirdiğinde, sizin tattığınız haz duygusundadır, dediniz. Peki o zaman, bu sihir tasarımlarınıza sizin ellerinizle ve duygularınızla yoğrularak verilmiş olmuyor mu? </strong><br />
Çok haklısınız. Zaten o yüzden, sihir ilk olarak yapım aşamasında meydana çıkar demiştim. Tasarımcının hangi ruh haliyle o eseri oluşturduğu, hangi düşünceden yola çıktığı, sihrin temel bileşenleridir. Tasarımcı da eserine ruhundan bir parça katar. Ortaya çıkan sonuç kesinlikle beğenilesi bir üründür.</p>
<p><strong>Takı tasarlarken, kabiliyet gerektirdiği kadar, ilham gelmesi de beklenir mi?<br />
</strong>Kendi adıma ilham gelmesini beklediğimi söyleyemem. Takı tasarımını meslek olarak yapmakla hobi olarak yapmak arasındaki fark ta çok önemli. Hobi biraz daha keyfe keder olabilir ama, bu iş mesleğinizse ilham bekleyecek lüksünüz hiç olmaz. Bu sebepten sistemli bir şekilde günün belli saatlerini bu işe ayırmak ve üretim gerçekleştirmek gerekir.</p>
<p><strong>Tasarımlarınız ile geçirdiğiniz süre içinde, bulunduğunuz zaman diliminin veya mekanın sizin için önemi var mı?<br />
</strong>Aslında çok alakalı.. Genelde gece saatlerini çalışmaya ayırdığım günlerde daha verimli işler ortaya çıkıyor. Gün içerisindeki saatlerde ise, tek başıma olduğum anlarda daha iyi veya daha çok model çıkartabiliyorum diyebilirim.</p>
<p><strong>Esprit ile çalışmaya başlıyacağınızı duyduğunuz o ilk heyecanlı anı bizimle paylaşırmısınız?<br />
</strong>Çok amatör olduğum günlerdi. Yabancı bir firmanın beni seçmiş olması, inanılmaz heyecan duymama ve birazda korkuya yol açmıştı. İlerleyen günlerde korkulacak bir şey olamdığını gördüm. Aslında benim korktuğum şey sürekli yeni şeyler üretebilecek miyim, firmadan gelecek yoğun talepleri karşılayabilecek miyim miş.. Bunu farkettiğimde 2 yıldır ESPRIT firması ile çalışıyor ve yaklaşık 36 şubesine üretim yapıyordum.<br />
Şimdi geçmişe baktığımda, hiçbir modelimi tekrar etmeden 94 yılından beri, yani tam 12 yıldır bu işi yaptığımı görebiliyorum..</p>
<p><strong>Sayın Sabrina Fresko&#8217;dan eğitim aldığınızı biliyoruz. Burada kazandığınız gümüş deneyimlerinizin faydası oluyor mu?<br />
</strong>Simya galeride aldığım eğitimin mum kalıp tekniği olarak ciddi faydasını gördüm. Ama asıl eğitimim Kapalıçarşıdaki kuyumcu atölyesinde ustadan aldığım pratik eğitimiyle kendini buldu.<br />
Atölyedeki üretimi görene kadar, her ürün için mutlaka mumdan kalıp almak gerektiğini sanıyordum. Ama işin aslını gördümki, elinizdeki tasarıma hayat vermek için, en doğru yol illa mumdan kalıp almak değil, en az zahmetli en iyi sonucu en hızlı şekilde verecek yolu harmanlamaktan geçiyormuş.<br />
<strong><br />
Lokman bey&#8217;in bir felsefesi var. Diyorki: Cam sanatçısı alevde evreni görür, herşeyin döndüğünü fark eder. Siz de Kurshuni&#8217;de aldığınız eğitim esnasında alevin bu büyüsüne kapıldınız mı? </strong><br />
Alev beni çok büyülemedi. Açıkçası benim büyü alanım renkleri karıştırmaktan çok, yoktan var etmek duygusunu tattığımda oluşuyor. Biraz tanrı rolünü oynamakta saklı galiba.. Yani aklınızdaki şey aslında hiç varolmamış bir şey ve siz ona somut bir madde görünümünü verecek yeteneğe sahipsiniz.. Bu mucizevi bir duygu.</p>
<p><strong>Şimdi cam dışında, altın, gümüş, deri ve değerli taşları kullanıyorsunuz. Camı, tarzınıza uymadığı için mi kullanmıyorsunuz? </strong><br />
Takı işine ilk girdiğimde bijuteri kullanıyordum ve cam boncukları tercih ediyordum. Tüm malzemelerimi hazır alıyordum. Bu bir ayırım noktası ve tercih meselesi. Fakat cam eğitimini aldığım sırada, bir yandan gümüşle çalışıyordum zaten. Gümüşün yanına yakut ve safir koymak, o tasarımı gözümde biraz daha mücevhere yaklaştırdı. Benim ana fikrim, mücevher değerinde takılar yapmaktı. Bu sebepten kullandığım malzemenin tasarım değeriyle (soyut) malzeme değerine de (somut) çok önem veriyorum. Ben daha çok kıymetli ve değerli şeylerle ilgileniyorum, işlevsellikte çok önemli.. Cam her ne kadar tasarlayanın elinde sonsuz renge ve kimliğe bürünebilse de, ben gümüşe şekil vermeyi daha değerli buluyorum. İleride, kendime koyduğum hedef ise altın işlemek..</p>
<p><strong>Takılarınızda esinlendiğiniz bir akım veya sanatçı var mı? Yoksa bunlar tamamen Özlem Başar ekolümüdür?</strong><br />
Ekol demek biraz abartı değil mi?<br />
Herhangi bir akım ya da tekniğin etkisinde kalmıyorum. 12 yıllık tecrübemle edindiğim bilgiler ve aldığım eğitimlerin bana sağladığı birikimimle, eserlerimi ortaya çıkartıyorum. Esinlendiğim bir sanatçı da yok. Esin çok karmaşık bir kavram bence. Nereye kadar esinlenildi, nerden sonrası kopya oldu gibi iki farklı soruya yanıt vermesi gerekir esinlenecek kişinin. Ben sektördeki tüm hareketleri ve tüm sanatçıları yurt içinde ve yurt dışında takip ederim, onlardan çok şey öğrenirim. Ama model ve esinlenmek dediğim gibi çok tehlikelidir. Bu sebepten sadece geride kalmamak için herkesi takip ediyorum, ama kimseden esinlenmiyorum. Bu sorunun en doğru yanıtı olacaktır.</p>
<p><strong>Sanatçı kimliğindeki Özlem Başar&#8217;ın duyguları üretime yansıtma içgüdüsü, Be+Me ticari ünvanını geride bırakıyor? Bu konuda fikirlerinizi öğrenebilirmiyiz?</strong><br />
Araç ve amaç çok önemlidir. Benim amacım Özlem Başar olarak, ürünlerime Be+Me markasıyla hayat vermekti. Be+Me marka olarak, insanlara ulaşmada kullandığım araçtı. Bunu başardım, bundan sonra kimin kişiliği baskınsa o önden gidecek. Sanırım ürünlere can veren yine ben olduğumdan, ben biraz daha önden gidiyorum.</p>
<p><strong>Eserlerinizin taklit edildiğini hiç gördünüz mü veya kopyalarına rastladınız mı?<br />
</strong>Evet çok rastlıyorum. Verdiğim reklamı yırtmış, benim malzemecime gelmiş, bunun malzemesi sizde varmı diyenler oluyor. Hatta bazen iş yapmak için fotoğraflarını istiyorlar, daha sonra web sayfalarına koyup satan insanlarla karşılaşıyorum. İlk başta çok kızıyordum. Sonra kızmayı bıraktım ve doğru bir şeyler yaptığıma karar verdim. Demek ki bir şeyler üretemeyen insanlar, birilerini kopyalayacakları zaman, benim tasarımlarımı kendilerine örnek alıyorlar.</p>
<p><strong>Eserlerinizin bu kadar rahatlıkla taklit edilmesi, ülkemizde bu konuda bir boşluk olduğunun tabii ki göstergesi. Bu konuda, her ne kadar gerçekleşmeyecek olsa da, sizce neler yapılabilmeli?</strong><br />
Markaların tescil edilebildiği gibi, keşke ürünlerin de tek tek tasdiki, ya da tescili mümkün olsaydı. Yılda bir değişen modeller yapmıyoruz. Sürekli üreten insanlarız. Dolayısıyla herşeyi tescil ve tasdik ettirmenin imkanı yok. Kaldı ki belli ölçülerde yapılan değişiklerle taklit yine mümkündür. Yapılabilecek çok bir şey yok aslında. Eğer olsaydı, dünya markaları da bunun önüne geçebilirlerdi sanıyorum.</p>
<p><strong>Takı Tasarımcılarının bir dernek çatısı altında toplanması fikrini nasıl değerlendirirsiniz? </strong><br />
Dernek çatısı altında toplanmaları çok hoş bir fikir, ama kimin kontrolünde olacağı, kurucuların işe ve üyelere ne kadar objektif bakacakları tartışmaya açık bir konudur.</p>
<p><strong>Tahtakale&#8217;deki boncuk esnafının eskisi gibi hareketli olmadığını görüyoruz. Bunun sebebi hakkında fikriniz var mı?</strong><br />
Takı işine hobi olarak giren insanların, sektörü aşırı hareketlendirmesinin sonucu olarak, ticari açıdan bu işi karlı gören çok sayıda tüccar bu işe girdi ve bir anda aşırı arz meydana geldi. Şu anda piyasada çok tedarikçi var, yarı mamul olarak bu kadar arzı karşılayacak talep olmadığı gibi, büyük esnafın da Pazar payı çok küçüldü .. Yakın zamanda sektörde ufalma olmazsa, herkes kendi bindiği dalı kesecek gibi gözüküyor. Hali hazırda hala sektöre girmek için geç kalan, yeni uyanmış insanlarda yok değil. Onlara tavsiyem, daha fazla şans olan bir sektöre girsinler.</p>
<p><strong>Mücevher ile takı arasında nasıl bir ilişki kurabilirsiniz?</strong><br />
Mücevher değerli olmalıdır takı takılabilir her şeydir.<br />
Mücevher takının içerisindeki bir alt madde gibi gözükebilir ama, başlı başına bir kategoridir bana kalırsa.<br />
Takı yaparken, her türlü malzeme kullanılabilir ama, siz elmasın yanına döküm demir yada hint boncuğu koymak istemezsiniz. Elmas, yüzyıllar boyu toprak altında kalarak oluşmuştur. Döküm materyalde 3-6 ay sonra renk atabilir bir malzemedir diyelim. Bu iki malzeme çelişmektedir. Bu sebepten mücevher olan bir takı ile takı olan bir takı arasında, elmasın oluşum süreci kadar, yani yüzyıllar kadar fark vardır.<br />
<strong></strong></p>
<p><strong>Bize tasarımlarını en çok beğendiğiniz bir yabancı, bir de yerli sanatçı adı verebilirmisiniz?</strong><br />
Vera Wang &#8211; Zeynep Erol</p>
<p><strong>Bu arada tasarımlarınızın, bazı firmalar tarafından kabul gördüğünü ve bu markalar için özel koleksiyonlar hazırladığınızı biliyoruz. Bu koleksiyon çalışmalarından fırsat bularak, kişisel sergi, fuar veya başka bir organizasyona katılmayı düşünüyormusunuz?</strong><br />
Evet kısa bir süre sonra düzenlenecek İstanbul Design Week de, Bağımsız Tasarımcılar kategorisinde yer almayı planlıyorum.</p>
<p><strong>Özlem Başar tasarımlarını takip edebileceğimiz ve Be-Me ürünlerini temin edebileceğimiz bilgileri okuyucularımız ile paylaşmak istermisiniz?</strong><br />
Web sayfası : <a>www.beme-jewellery.com</a><br />
Pretty Fit &#8211; Nişantaşı<br />
S&#8217;nob &#8211; Kanyon Alışveriş Merkezi<br />
Hitit &#8211; Erenköy<br />
Engin Takı &#8211; İzmir</p>
<p><strong>Takı Tasarımcıları Portalı hakkındaki düşüncelerinizi dobra dobra söylermisiniz?</strong><br />
Portala üye olduğum ilk günden beri, sürekli ilgiyle takip ediyorum. Durgun bir dönem geçirdikten sonra son günlerde inanılmaz hareketli ve her geçen gün değişen yapısıyla sürekli gelişim içerisinde. Bu da benzeri portallara göre hatta onların aksine, hiçbir maddi telepte bulunmaksızın bu kadar dinamik bir yapıda olması çok şaşırtıcı. Parayla üye olunan diğer sitelerin hiçbiri güncelleme yapmazken, bu portal hergün güncelleniyor. Bu da biz tasarımcılar için doğru çatı altında olduğumuzu kanıtlar niteliktedir. Üyelerden ricam; kendinizi yaratıcı ve tasarımcı kişilikte hissetmeniz için, illa isminizin yanında tasarımcı yazması gerekmiyor. önce iyi işler yapın, birşeyler üretin, bunlar değişik özgün şeyler olsun, zarif olsun, herşeyi yanyana dizmek tasarlamak değildir. Çok farklı şeyleri malzeme olarak kullanmak, tasarım yapmak değildir. Bunları bir tarzla bir araya getirmek önemlidir. Bu işe kendinizi, ruhunuzu adamanız önemlidir. Sonra &#8220;&#8221;ben bunları yaptım&#8221;" diyebilicekken çıkın sitelere üye olun.</p>
<p><strong><em>Sevgili Özlem Başar ile sohbetimiz, İstanbul&#8217;un çeşitli semtlerinde, vücutlarının çeşitli yerlerindeki takıları taşımayı hakedenlerin güneşi batışını seyrettikleri saatlerde son bulmuştu. Bu röportaj için bize vakit ayırdığı ve biraz sağlık sorunları yaşadığı bir günde, sorularımızı en samimi duygularla cevaplayarak, fikirlerini sizlere aktarmak üzere bizlerle paylaştığı için kendisine tekrar teşekkür ediyoruz.</em></strong></p>
<p>Bize, kendisini keşfetme fırsatını veren Özlem Başar&#8217;a başarılarının ve eserlerinin devamını diliyoruz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.takitasarimcilar.gen.tr/ozlem-basar-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

