TAKI TASARIMCILAR PORTALI | İLKAY GÜNERLİ

İLKAY GÜNERLİ

Tem 26, 2010 by

Takı Tasarımcılar Portalına ait özel röportajdır. İzinsiz yayınlanamaz.
İlkay Günerli ile aylar öncesi planladığımız bu röportaj, kendisi yurtdışından henüz dönmediği için mail ile gerçekleştirilmiştir.
Sayın İlkay Günerli’ye, bizi kırmadığı ve içten cevaplar verdiği için teşekkür ederiz.

Sizce insanlar neden takı kullanırlar?

Eski çağlardan bu yana takı güzelleşmek, güç göstermek, kötülüklerden korunmak amacıyla kullanılmıştır. İlk çağlardan günümüze takı insanların bir parçası olmuş ve bir bakıma kişiye özgü güç kazanma, statü belirleme, şans getirme şekline bürünmüştür. Antik çağa ve Eski Roma ya baktığımızda insanlar savaşlarda dahi çok büyük aksesuarlar kullanmışlar ve bunu adeta bir güç simgesi olarak sunmuşlardır. Yine araştırmalardan günümüze aktarılan bilgi şudur ki: İlk çağlardan bu yana her dönemde mücevhere rastlanmıştır. Afrika’nın bazı kabilelerinde hala takı şans ve büyü amaçlarıyla kullanılmaktadır.

Takıların biçimlerinde, karşısındakini büyüleyen bir sır gizli midir?

Takıların biçimlerini genellikle tasarımcılar oluşturur. Ve bunu yaparken de hayallerini sonuna kadar kullanırlar. Yani herbirinin hikayesi, her birinin etkisi vardır. Bu takıyı kullanan kişi de hikayeyi bilmese de kişinin hayal gücünden etkilenip kendisinden de bir parça bulduğu için o takıyı beğenir. Her birimizin bu şekilde bir anısı vardır diye tahmin ediyorum. Vitrinde bir mücevher görüp gözümüzü ondan ayıramadığımız ve benim olsaydı dedğimiz. İşte bu tasarımcının büyüsünü aktardığı ve karşıdakinin de bu büyüden etkilendiği bir örnek.

Takı mı, kullanıcısına güzellik katar, yoksa güzel olan mı takıyı daha gösterişli kılar?Takı , yapanın yaratıcılığı sözkonusu olduğundan ve kişinin iç dünyasını aktardığından başlıbaşına bir güzelliktir. Kullanan kişi için statü sembolü olduğu için kullanıcısına güzellik katar.

Asıl güzellik içte olan güzelliktir. Çağlar boyunca insanlar takıyı ağırlıklı olarak güzelleşmek ve karşısındakini etkilemek uğruna kullanmışlardır. Ve yaratıcısının hayalleri , takının güzelliğini oluşturmuştur. Somut ve soyut kavramlardan aynı anda bahsetmek burada anlamsızlaşabilir. Takının güzelliği somuttur. Bakarsınız beğenirsiniz, sizi ifade eder, alırsınız. Bakarsınız beğenmezsiniz sizi anlatmıyordur almazsınız. Bu demek değil ki, onun hikayesi de güzel değil. Takıyı kendinizle birleştirip, beğenip aldığınızda kendinizi yi hissedersiniz. Hiç kimsenin sadece gösterişli olmak uğruna çok güzel bir takıyı alıp takacağına inanmıyorum. Onda kendinizden bir parça da bulmanız gerekir. Zaten bu da sizin iyi hissetmenize yol açacağından kişiye güzellik katar.

Takının büyüsüne ne zaman ve nasıl kapıldığınızı bize anlatabilirmisiniz?Hep anlatılır, ‚çocukluğumdan bu yana birşeyler çizerim, bir şeyler tasarlarım’ diye. Şimdi ben de aynı şekilde başlamak istiyorum ama çok klişe olacak. Lise zamanlarımda kıyafet modelleri çizerdim. Üniversitede, arkadaşlarıma, boncuklardan kolyeler, bilezikler yapardım. Sonra kızım doğdu ve ona yapmaya başladım. İçimdeki hayal gücünü insanlarla paylaşmak ve onların da beğenisini kazanmak istedim. Bu nedenle benim mücevher tasarımcılığı miladım kızımın doğumu. Bankacılıktan ayrılıp kendimi bu konuda geliştirmek amacıyla eğitimler aldım. Yaratmak herkesin yapabileceği birşey. Ben kızıma bir dizi boncuk, taş versem eminim o da şu anda renk uyumu olan, zevkli bir kolye yapacaktır.

Önemli olan, hayat tecrübelerinden esinlenmek, rüyalarınızı takıya aktarmak ve kullanan kişiyi etkisi altına almak.

Bu işten çok zevk aldığımı görünce işin mutfağını öğrenmeye karar verdim. Ve benim hikayem böyle başladı. Hala da takının büyüsünden kurtulmuş değilim ve artan bir hızla beni etkilemeye devam ediyor.

Takı Tasarımı ile ilgilenmek ve bu sanatı icra etmek çevrenizde nasıl karşılandı?İlk zamanlar bu işe hobi amaçlı başladığımı düşündüler. Gelip geçici bir heves olduğunu bana da kabul ettirmeye çalıştılar. Ancak tasarım yapmak artık bir hayat biçimim haline geldiğinde herkes bana hak verdi ve saygı gösterdi. Ben mutfakta yemek yaparken dahi tasarım yaptığımı düşünüyorum. Muhteşem bir davet sofrası da hazırlamak hayal gücünün eseri. İçinizdeki mutlulukları, hüzünleri, hayalleri tasarladığınız şeye aktarmak…
Şu anda çevremdeki herkes takı tasarımı ile ilgilenmemi gönülden destekliyor. Kızıma annen ne iş yapıyor diye sorduklarında, mücevherci diyor. Yani çevremdeki en küçük insan bile artık bunu kabul etti. Ne mutlu bana…. Asıl önemli olan çevrenizde sizi kendisine rakip hisseden insanların düşündükleri. Genellikle ‚ bu tür kişilerin, ’’sen takıdan ne anlarsın, eski bankacısın, artık herkes de takı tasarımcısı oluyor’’ şeklindeki eleştirileri hala kulaklarımdadır. Ama bu , hayatta daha azimli olmayı ve hayallerimin peşinden daha da inançla koşmamı sağlamıştır. Çocukça yapılan kıskançlıklar, insanı hiçbiryere götürmez aksine içindeki kötülükler kişiyi günden güne boğar durur…

Her zaman takı tasarımcıları portalındaki tüm tasarımcıları zevkle izlemiş, ve herbirine çabalarından ötürü hayranlık duymuşumdur. Kendimi karşımdakinin yerine koyup, yaptıklarının kendilerini ne kadar iyi hissettirdiğini düşünerek, sevinmişimdir. Çevremden de benimle ilgili beklediğim şey bu. Ne zaman başlamış olduğum, ne yapıyor olduğum değil, içimdeki istek ve şevk önemlidir. Bu herkesin yaptığımı beğenme zorunluluğu olduğu anlamına gelmiyor. Sadece yapılana saygı göstermek benim beklediğim…

Takılarınızı üretirken nelerden esinleniyorsunuz? Bir ilham periniz var mı?Hiçbir zaman, trendler yönünde hareket etmedim. Tasarımda insanların hayat tecrübeleri, zevkleri, hayalleri büyük rol oynuyor . Her yiğidin yoğurt yiyişi farklı. İlham perim arasıra uğrarsa, gerçekten kendimin de çok beğendiği tasarımlar ortaya çıkarabiliyorum. Ama mutlaka bir periye ya da sihirli değneğine ihtiyaç yok. İzlediğim bir filmden etkilenebiliyorum. Bir çocuğun resminden, bir ağacın yaprağından.

Gözümün görebildiği ve bir anlam yüklediğim herşey esin kaynağım olabilir. Bana emeği geçen hocalarımdan birisinin sözleri hala kulağımdadır ve bunu tasarım yaparken düstur haline getirdim: Vitrinlere bakmam, trendleri takip etme telaşı yaşamam, izlerim, bilirim ama tasarımıma bunu yansıtmamaya çalışırım. Önemli olan kişinin neyi hissederek ürettiğidir.

Sizin tasarımlarınızı isimlendirmek gerekirse, hangi kategoride görmek istersiniz?Ben çiziyorum. Model oluşturuyorum. Kategorim için öncelikli olarak illüstarsyon diyelim. Benim önceliğim çizim. Ama mutfakta geçirecek vakitler de önemli. Bu nedenle işin mutfak kısmını da öğrenmeye çalışıyorum. Hayat devam ettikçe öğrenme de devam edecek. Şu anda yarı değerli taşları ve gümüş, altın ara mamulleri birleştirerek de takı yapabiliyorum. Bu da hayal gücüne bağlı ama sadece elinizdeki malzemeyle sınırlı kalıyor. Bunu benim kızım da yapıyor ara sıra, o zaman o da takı tasarımcısı diyebiliriz…Sonuç olarak isimlendirmek gerekiyorsa, ben mücevher tasarlıyorum.

Yurt dışında bulunduğunuz süre içinde tasarımlarınızda çizgi değişikliği oldu mu?Yurtdışında bulunduğum süre içerisinde çizimlerimde değişiklik olmadı. Bulunduğum ülke mücevher konusunda trendleri oluşturan en önemli ülke. Ancak geldiğimiz kültür, beslendiğimiz kaynaklar onlarınkinden çok farklı . Bu nedenle çizgimi pek değiştirdiğim söylenemez. Buradaki tüm tasarımları hayranlıkla izliyorum. Sanki her ürün bir sihirbazın elinden çıkmışcasına kusursuz. Yine de kendi özüme, kendi kaynaklarıma daha çok değer veriyorum.

Yurt dışında bulunmanızın sebebi takı tasarımı ile ilgili mi?Yurtdışında bulunma sebebimiz, öncelikli olarak eşimin işi ile ilgili. Ancak geldiğimiz ülke müceher konusunda bir numara olduğu için ben de kendime pay biçiyorum ve burada kendimi her konuda geliştirmeye devam ediyorum. Gelişim hayat boyu sürdüğü için her yaşam dilimi bana bir kaynak oluşturuyor.

Geçen yıl Ayasofya’dakinden sonra başka bir sergi açtınız mı? Düşünüyormusunuz?2005 yılında Ayasofya Müzesi’nde açtığım sergi sonrasında, 2006 yılında yeniden bir sergi planı yapmıştım. Ancak usta arayışım sürdüğü için ve her çizimimi henüz kendi başıma üretemediğim için 2006 planlarım ertelendi.
Ayrıca sergi açmak başlıbaşına finansman işi gerektiriyor. Bu işi kendi başıma hallediyorum . Genellikle herkes başlangıçtan sonrakinin daha iyi olmasını bekler. Ben de aynı beklenti içinde olduğumdan, doğru zamanı bekliyorum.Hayal gücü sınırsız devam ediyor. Doğru yer ve doğru zamanı bulduğumda 2. sergi olacaktır.

Sergi’nin size kattığı ve diğer üyeler ile paylaşabileceğiniz bilgiler verebilirmisiniz?Tek başına bu işi yapmaya çalışan biri olarak sergi sırasında, eserlerimi bir çok insana sunma fırsatım oldu. Öncesinde sadece yakın çevreme gösteriyordum. Buna yabancı turistler de dahil. Malum serginin Ayasofya Müzesi’nde olması bir çok kültürden insanın da sergileri gezebilmesini sağlıyor.

Sergi sonrasında bir dahaki sefere nasıl davranmam gerektiğini, nasıl sunum yapmam gerektiğini, nasıl bir mekan seçmem gerektiğini, hangi kitlelere hitap etmem gerektiğini öğrendim.

Yapılan işe saygı gösterilmesi tek beklentim. Sergi sırasında ilginç bir olay yaşadım. Bunu sizlerle de paylaşmak isterim. Kapıdan 2 bayan heyecanla girdiler. Takılarımın sergilendiği özel camekanlı bölümleri gezdiler. Sonra yanıma gelip, ’’bu mu, bu kadar mı, bunlar için mi karşıdan buralara kadar geldik, ayıp yani ’’ dediler. Ben de ‚’’evet, bu kadar’’ cevabını verdim. Ve neredeyse, bu bayanlardan dayak yeme pozisyonuna geldim. Hani emeğe saygı nerede….. Beni hayal kırıklığına uğratan tek şey buydu. Çok beklenti içine girmemiştim ancak, takılarımın karşı tarafça beğenilmesinden öncelikli olarak beklentim yaptığım işe saygı gösterilmesiydi. Bunu da pek göremedim açıkçası….

Diğer üyelerle paylaşmak istediğim, eleştirilere kulak verin ama emeğinize saygısızlık etmelerine izin vermeyin. Ne yapıyorsanız yapın, birşeyler üretiyorsunuz. Ve üretmek başlı başına saygı gerektirir…

Tasarımcılık bir kabiliyet olduğu kadar, bazı sanat dallarında olduğu gibi, ilham gelmesini beklermisiniz?Tasarımcılığın çok da çizim kabiliyeti gerektirdiğine inanmıyorum. Kapalıçarşı’da bulunan, isimlerinden hayli söz edilen birçok tasarımcı ve eski kuyumcunun , 3 boyutlu çizim yapabildiğini sanmıyorum. Onlar gözlerini kapattığında zaten takıyı son haliyle görüp, ellerini kullanarak sıfırdan başlayarak sonuca gidiyorlar. Mutlaka da çizmeleri gerekmiyor. Çizim sonradan öğrenilen birşey. Yolları var. Gölgelendirmeyi öğrenirsiniz, taş çizmeyi, renklendirmeyi öğrenirsiniz.Bir süre ders alırsınız. Olur. Ama hayal gücünüz çalışmıyorsa, esin kaynağınız yoksa tıkanır kalırsınız. Yani diğer sanat dallarında olduğu gibi, hayal gücü gerekli. Bunu da hayatla birleştirebiliyorsanız, doğru zamanda, doğru yerde bulunabiliyorsanız, size kimse dur diyemez…

Esinlendiğiniz bir akım veya sanatçı var mı?Esinlendiğim bir akım veya sanatçı yok. Ama herzaman takdir ettiğim, çalışkanlığına gıpta ettiğim birkaç kişi vardır. Zaten onlar da bu durumlarının meyvesini yiyorlar….Ben de hayatımda onları örnek alıp, yoluma devam etmeye çalışıyorum.

Eserlerinizin taklit edildiğini hiç gördünüz mü veya kopyalarına rastladınız mı?Eserlerimin taklit edildiğine ya da kopya edildiğine rastlamadım. Ne kadar beğenilirse o kadar taklit edilir mantığıyla düşünürsek kimse beni beğenmiyor galiba. Şaka bir yana, taklit edilir, kopyalanır , sonra kaynak biter. Kaynak içimizde…. İçimizi taklit edemeyeceklerine göre bunda çekinecek bir durum göremiyorum.

Takı Tasarımcılarının bir dernek çatısı altında toplanması fikrini nasıl değerlendirirsiniz?Karşılıklı saygı varsa, yeni gelenler destekleniyorsa, yollarına devam etmeleri için yüreklendiriliyorsa neden olmasın. Ama bu Türkiye’de mümkün değil gibi görünüyor. Kontrol mekanizması konusunda şüphelerim var.

Bize tasarımlarını en çok beğendiğiniz bir yabancı, bir de yerli tasarımcı adı verebilirmisiniz?Gianmaria Buccellati -Sevan Bıçakçı

Ziyaretçilerimizin Tasarımlarınızı izleyebilecekleri web adreslerini ve mağazaların isimlerini verebilirmisiniz?Henüz kişisel sergiler dışında tasarımlarımın görülebileceği yerler yok. Ama İstanbul’a dönüşümde bu konuda belli çalışmalar yapmayı amaçlıyorum.

Takı Tasarımcıları Portalı hakkındaki düşüncelerinizi dobra dobra söylermisiniz?Art niyetsiz, maddi kaygılar taşımadan , ortak amaçtaki kişileri bir araya toparladığı için, kişilerin ürettiği güzellikleri sergilemelerine yardımcı olduğu için, ve günümü renkli kıldığı için Takı Tasarımcıları portalına teşekkür ediyorum.

Saygılarımla….

Related Posts

Share This